Birlikte Yola Çıkmayı Özledik
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Birlikte Yola Çıkmayı Özledik
Hava sıcak ama rüzgârlı.
Çocuklar evde kalmak istiyor.
Anne bir anda karar veriyor:
“Ben yazlığa gidiyorum.”
Eşi zaten arabayla erkenden gitmiş. İkinci arabayı almaya da gönlü razı değil.
“Toplu taşımayla giderim,” diyor.
Bunu söylediğinde herkes şaşırıyor.
“Otobüsle mi gideceksin?”
“Onca yolu nasıl gideceksin?”
Sanki çok uzak bir ülkeye yolculuk yapacakmış gibi…
Kartında yeterli para var mıdır acaba?
Otobüs durağına gidiyor, arkadaşıyla ve annesiyle konuşuyor.
Otobüse binip kartını bastığında kalan hakkınız 4 diyor ekran.
Otobüsler, metrobüsler ücretsiz.
Otobüs… Metrobüs… Sonra bir otobüs daha.
Son otobüse bineceği sırada yürüyen merdivenlerden gülüşerek, neredeyse koşarak inen bir grup genç görüyor. Ellerinde deniz çantaları, eşyaları, ayaklarında terlikler….
Şakalaşıyorlar, birbirlerine takılıyorlar.
Belli ki denize gitmenin heyecanı içindeler.
Anne içinden geçiriyor:
“Ne güzel… Ne heyecanlılar.”
Otobüse birlikte biniyorlar. Oturmak için koşturuyorlar.
Oturacak yer bakıyorlar. Yer yok.
Koltukların arasındaki boşluğa oturuveriyorlar. Ayakta durulması gereken yerlere…
Birbirlerine yaslanıp gülüşüyor, konuşuyor, yolculuğun kendisini bile eğlenceye çeviriyorlar.
Anne onları izlerken birden kendi çocukluğunu hatırlıyor.
Yaz sonları, yoğun çalışma günleri.
Arabaları yok. Bir yere gitmek gerekiyorsa otobüse binilir.
Yan yana oturan insanlar…
Birbirine emanet edilen çocuklar…
Birlikte gidilen yollar…
O zamanlar imkânlar daha azdı belki ama insanlar birbirine daha yakındı.
İsteyen istediği yere istediği zaman gidebiliyor. Trafik olsa da…
Çocuklar özgür olsun istedik.
Kendi kararlarını versinler, kendi hayatlarını kursunlar istedik.
Herkes özgür olsun derken birbirimizden de uzaklaştık mı?
Bağlarımızı biraz fazla mı gevşettik?
Tam bunları düşünürken otobüste bir yolcu gençlere kızıyor:
“Sizin yüzünüzden geçemiyorum. Böyle oturmayın.”
Gençler toparlanmaya çalışıyor.
Kendi çocukları evden çıkmak istemezken, bu gençler ellerinde deniz çantalarıyla otobüse doluşmuş.
Birlikte gülüyor, birlikte yolculuk ediyor, denize gitmenin heyecanını yaşıyorlar.
Özlediği yalnızca eski bayramlar değil.
Bir yere gitmenin heyecanını,
birlikte yola çıkmayı,
birbirinin hayatına biraz daha fazla karışmayı…
Ve en çok da bağlanmayı özlüyor.
Özgürlüğü yanlış mı yorumladık?
Özgürlük tanımı birbirimizden kopmaya neden oluyorsa!
Kendi yolumuzu seçerken birbirimize ait olduğumuzu unutuyorsak!
Gençler hep böyle heyecanlı olsun.
Yolları açık, yüzleri gülsün.
Ama birbirlerinden hiç kopmasınlar
“30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. “
Not: Yazı 30 Ağustos tarihinde........
