menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hucurât Suresinde Adabımuaşeret

32 0
18.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Hucurât Suresinde Adabımuaşeret

Hucurât suresi, Mushaf’taki sıralamaya göre Kur’an-ı Kerim’in kırk dokuzuncu, iniş sırasına göre ise yüz beşinci suresidir. Adını dördüncü ayette geçen “el-hucurât” kelimesinden alan bu sure, 18 ayetten ibarettir. Bu surede Allah’a ve peygambere itaat, büyüklere saygı, güzel ahlakın bazı incelikleri, dürüstlük, insan eşitliği, hak, adalet ve gerçek inanç gibi adabımuaşeretle ilgili sosyal konular işlenmektedir.

ALLAH VE PEYGAMBERE İTAAT/PEYGAMBERE VE BÜYÜKLERE SAYGI

            Bu surenin ilk beş ayetinde[1], sosyal hayatta her konuda hiçbir şeyi Allah ile peygamberin emirlerinin önüne geçirmeyin diye emredilmektedir. Ona göre her konuda ölçü, Allah ile peygamberin emirleri yani Kur’an ve sünnet olmalıdır. Bu durum, Kur’an-ı Kerim’in çeşitli ayetlerinde dile getirilmektedir. Ayrıca Hz. Muhammed (sav.) bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Size iki şey bıraktım. Siz, bu iki şeye uygun/sıkı sıkıya bağlı hareket ettiğiniz sürece, hiçbir zaman sapıtmayacaksınız. Bunlar, Allah’ın kitabı olan Kur’an ve benim sünnetimdir.” Kur’an, Allah’ın sözüdür. Hz. Muhammed’in (sav.) sünneti ise, Kur’an’ın tefsir ve açıklaması durumundadır.

            Ayrıca bu ayetlerde insanların Hz. Muhammed’le (sav.) konuşurken, saygı kurallarına riayet etmeleri, seslerini onun sesinin üstünde tutmamaları, birbirleriyle laubali bir şekilde konuştukları gibi onunla konuşmamaları emredilmektedir. Aynı şekilde insanın, bir büyüğüyle veya yaşlı bir insanla konuştuğu zaman, aynı edep ve kurallara uyması gerekmektedir. Bu, bir ahlak ve adabımuaşeretin gereğidir. Nitekim Hz. Muhammed (sav.), “Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimizin hürmet etmeyen bizden değildir”[2] diyerek bu konuda önemli bir mesajı vermiş bulunmaktadır.

Yine bu ayetlerde evlere girerken izin almanın gerektiği, dışarıdan laubali bir şekilde evdekilere bağırmamanın icap ettiği anlatılmaktadır. Peygambere karşı böyle davranın derken, bir kural, kaide ve edep örneği ortaya konmaktadır. Adabımuaşeretten oluşan bu tür mesajlar, başka bir ayette şu anlamda dile getirilmektedir:

“Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”[3] Sosyal hayatta adabımuaşeretle ilgili bu gibi kural ve kaidelere uymayan insanlar, toplumda basit, hafif, karakteri düşük seviyesiz kişiler olarak yorumlanmaktadır.

            Hucurât suresinin 6-9 ayetlerinde, adabımuaşeretin başka konuları işlenmektedir. Bunları şöyle özetleyebiliriz:  

ARAŞTIRMADAN KARAR VERMEYİN

            Yüce Allah, bu ayetlerde insan olarak bizleri önemli bir konuda uyarmaktadır. Ona göre bizi ilgilendiren herhangi bir konu ile karşı karşıya kaldığımız zaman, işin aslını, hakikatini ortaya çıkarmadan hareket etmemeliyiz. Bize ulaşan herhangi bir haberin doğru olup olmadığı önemlidir. İşin doğruluğunu öğrenmeden hareket edersek, yanlış hareket etmiş olabiliriz. Dolayısıyla sonuçta pişman oluruz. Fakat iş işten geçmiş olacak ve dönüşü imkânsız bir hatayı işlemiş oluruz. Yüce Allah, “Ey inananlar! Eğer fasık biri size bir haber getirirse, onu doğruluğunu etraflıca araştırın. Yoksa bilmeden bir halka kötülükte bulunursunuz ve ardından yaptığınıza pişman olursunuz”[4] diyerek bizleri bu konuda uyarmaktadır.

            Yüce Allah bu ayetlerde peygamberi dinlemeyi ve ona uymayı emretmektedir. İnsanlar, peygamberi kendilerine uydurmaya değil, kendileri peygambere uymaya çalışmalıdırlar. Peygamber, bugün için aramızda değildir. Onun bize emanet olarak bırakmış olduğu Kur’an ve sünnet vardır. Biz, Kur’an ve sünneti kendimize uydurmaya değil, kendimiz Kur’an ve sünnete uymaya çalışmalıyız. Peygambere, Kur’an’a ve sünnete uymadan onları kendimize uydurmaya çalışmamız, bizi sıkıntıya ve zarara sokacaktır. Yok, biz iyi niyet ve samimiyetle onlara göre hareket edersek, toplumsal uzlaşı ve barışa kavuşacağımız gibi, ahiretin de huzur ve saadetine kavuşacağız. Her zaman için durum böyledir. Hikmet sahibi olan Yüce Allah’ın yolu budur.

İNSANLAR ARASINDA ADALETİ SAĞLAYIN

            Kur’an-ı Kerim’in pek çok yerinde olduğu gibi, Hucurât Suresinde de adaletle hareket etme emredilmektedir. Şu meali iyice okuyup üzerinde derin derin düşünmenizi diliyorum. “Eğer inananlardan/insanlardan iki topluluk birbirleri ile çarpışacak olursa, aralarını düzeltin. Eğer onlardan biri diğerine saldırırsa, Allah’ın emrine dönünceye kadar saldıran tarafa karşı savaşın. Eğer yaptıklarından dönerlerse, aralarını adaletle düzeltin ve adil olun. Muhakkak ki Allah, adil olanları sever.”[5]

            Ona göre kim olursa olsun, kavga eden veya tartışan iki gruptan haksız olanlara karşı çıkmak ve onların zulmüne engel olmak gerekir. İmkânlarımız nispetinde mazlumu korumak, Allah’ın emrinin gereğidir. En yakınlarımız bile olsa, haksızlık yapan zalimlere yardımcı olmamak, onların zulümlerine engel olmak, gerektiğinde bunu için onları incitmek, imanın, inancın, İslam’ın ve insanlığın gereğidir. Allah, net bir şekilde zulüm işleyenlerden yana tavır koymamayı emretmektedir. Aksi takdirde onların ateşi bizleri de yakacaktır: 

 “Zulmedenlere meyletmeyin/onlardan yana tavır koymayın. Ateş sizi yakacak.”[6]

MÜ’MİNLERİN SULHTAN YANA OLMALARI GEREKİR

            Bu surede müminlerin kardeş olarak sulh için, toplumsal uzlaşı ve barış için çalışmalarının gerektiği haber verilmektedir. Allahtan korkan mümin isek, insanlar arasını düzeltmemiz ve insanların sulhu için çalışmamız gerekir. Buna uygun hareket etmediğimiz........

© Akademik Akıl