İmam Matüridi’nin Günah ve Günahkâr Psikolojisine Yaklaşımı
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
İmam Matüridi’nin Günah ve Günahkâr Psikolojisine Yaklaşımı
Kelam ilminin öncü alimlerinden İmam Mâtüridî, bugünkü Özbekistan Cumhuriyeti Semerkant şehrinin Mâtürid semtinde doğmuştur. (ö. 333/944) Kenar bir mahalle olan doğum yerine nispetle Mâtüridî lakabıyla tanınmıştır. Üçüncü ve dördünce asırda, İmam-ı Azam’dan gelen ilmi halkalarda ders almıştır. Bu nedenle “Maveraünnehir” bölgesinin İslam ilimleri, kültür ve medeniyetle zenginleşmesinin temelinde bu iki büyük alimin ve talebelerinin ilim meclisleri etkili olmuştur. Onun ilminden istifade edenler zamanla,” imamü’l hüda”/ hidayet rehberi, “imamü’l mütekellimin”/ kelamcıların önderi ve “reisu ehli’s-sünne”/ehli sünnet’in lideri gibi unvanlarla anmışlardır. Maturidi’nin en önemli özelliği, insanı hayata ve umuda motive eden “akıl, vahiy ve hikmeti” birbirini tamamlayan değerler olarak ele almasıdır.
İnsan ve Günah İşleme Potansiyeli
Dinin yasakladığı ve işleyenin ceza göreceği belirtilen davranışlara günah denir. Bu bağlamda yeryüzünde irade ve eylemlerinden sorumlu tutulan tek varlık insandır. Melekler sadece Allah’ı tenzih ve O’na itaat etmek üzere yaratıldıkları için günah işlemezler. Onlar fesat çıkarma ve kan dökme potansiyelini taşıyan insanın yaratılmasına itiraz etmişlerdir. Cenab-ı Hak onların bu temennilerine, “ben sizin bilmediklerinizi bilirim” şeklinde cevap vererek insanın sevap ve günah işlemeye müsait iki kutuplu bir varlık şeklinde yarattığını açıklamıştır. (Bakara 2/30) Bu nedenle insan, irade ve duygularını kontrol noktasında bazı zaaflarla yaratılmıştır. (Nisa 4/28) Nefsine iyilik ve kötülük ilham edilerek dilediğini tercih etme kabiliyeti verilmiştir. (Şems 91/ 7-8) Kur’an-ı Kerim insanın bu gizemli psikolojisini dikkate alarak başına bir tehlike ve zarar geldiğinde hemen Allah’a dua etmeye koyulduğunu, bu atmosferden kurtulduğunda ise, -sanki hiç acı yaşamamış ve Allah’a yalvarmamış gibi- tekrar inkârcılığa döndüğünü hatırlatmaktadır. (Yunus 10/12) İnsanın bu ruh hali, Hz. Ali’ye ait olduğu değerlendirilen, “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, ama en büyük âlem sende gizlidir” sözü ile onun psikolojisine işaret etmektedir. Bununla birlikte az önce ifade edildiği üzere Allah bütün canlı alemler arasından, kendisine kulluk etmesi için yalnız insanı seçmiş ve kutsal varlıklar olan meleklerin bile ona saygıyla eğilmelerini istemiştir. Bu yönüyle insan evrenin bütün sırlarını bünyesinde taşıyan küçük bir âlem ve komplike bir varlıktır.
Günahı Tahrik Eden Faktörler
İnsan olumlu ve olumsuz iki etki arasında kulluk mücadelesi vermektedir. Olumlu etkinin hedefi kulun günaha girmemesi, girdiği takdirde hemen pişman olup tövbe etmesi, Allah’ın affına mazhar olması ve buna vesile olacak bir hayat sürmesidir. Olumsuz etki ise nefisten, şeytandan ve kötü insanların oluşturduğu olumsuz çevresinden gelmektedir. Bunun da amacı, kulu Allah yolundan uzaklaştırmak, günah, azgınlık ve taşkınlıkta yarışmasını sağlamaktır. Kişiyi bu iki zıt davranış arasında hayırda tutan veya günaha sürükleyen bazı eylemler vardır: Birincisi; bedendeki kötü nefsin harekete geçirdiği iç güdülerdir. Bu dürtüler insanı günaha sürükleyen, fısıltılar halinde telkinde bulunan ve günahların zeminini oluşturan “nefs-i emmâre” dir. Bu gizli ses ve itici güç, Allah’ın insana acıyıp koruması dışında, daima kötülüğü emretmektedir.(Yusuf 12/53) İkincisi; kişinin günah duygusunu ıskalayarak ölümsüz bir dünya hayatı tasavvur etmesi ve ahireti unutmasıdır. Bu düşünceyi benimseyenler bin yıl kadar yaşamak isterler. Oysa ki çok yaşamak, kimseyi azaptan kurtaramaz. (Bakara 2/ 95-96) Üçüncüsü; insan psikolojisi kırılgandır ve zafiyetlerle iç içedir. Hırs, şehvet, duyumsuzluk, fizyolojik ve psikolojik bağımlılıklar üzerinden günaha davetiye çıkaran olumsuzluklardır. Dördüncüsü; dünya hayatını cazip kılan mal- mülk, saltanat, kadın, çocuk, altın, gümüş, soylu/ besili at, sağmal hayvan, yem yeşil ekinler ve manzaralardır. ( Âl-i İmrân 3/14). Beşincisi; İnsanları hak yoldan saptırmak için Allah’tan ebedi mühlet isteyen şeytanın, çirkin, içi boş, köpürülmüş yalanlarla dolu telkinlerdir. (A’raf 7/ 14-15)
Günah ve Olumsuz Eylemler
Kur’an, hadis ve genel ahlak kurallarına göre günah sayılan davranışlar çoğunlukla “ism, cürm, seyyie, zulüm, tuğyan, zenb, vizr ve cünâh” gibi kavramlarla açıklanmıştır. Konuşulan günlük dilimizde de kötülük, taşkınlık, zulüm ve kul hakkı gibi eylemler genellikle günah kavramıyla ifade edilmektedir. Bu bağlamda İslâm dini günahı, tövbesiz affedilip edilmemesine göre, küçük/sagīre ve büyük/kebîre olmak üzere ikiye ayırmıştır. Bu taksime göre, kişinin günahları küçük olsun büyük olsun kasıtlı işlememesi gerekir. Hayatın akışında küçük günahlarla karşılaşılması daha yaygın olup bunların bağışlanması kuvvetle ümit edilmektedir. Şu var ki küçük günahlar, alışkanlık haline getirilmemelidir. Aksi halde bu husustaki umursamazlık, büyük........
