20 Yıl Önce Geleceğin Medyasını Nasıl Hayal Etmiştik?
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Turizm Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
20 Yıl Önce Geleceğin Medyasını Nasıl Hayal Etmiştik?
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde verdiğim İletişim Kuram ve Araştırmaları dersinde yüksek lisans öğrencilerime bir soru sordum:
“Bundan 10 ya da 20 yıl sonra medya nasıl olacak?”
Öğrenciler hazırlanıp geldiler.
Gazeteler ortadan kalkacak mı?
Televizyon nasıl olacak?
İnternet nereye gidecek?
Haberler nasıl hazırlanacak?
O gün sınıfta söylenenleri tahtaya yazdım. Tartışma öylesine ilgimi çekti ki birkaç gün sonra oturup bunları bir yazıya dönüştürdüm.
Yazının başlığı şuydu: “Yarın Nasıl Bir Medya Olacak?”
Aradan yirmi yılı aşkın zaman geçti.
Şimdi o yazıyı yeniden okudum.
Biraz güldüm, biraz şaşırdım, biraz da düşündüm.
Bazılarını tutturabilmişiz ama bazılarını hiç tahmin edememişiz.
NELERİ DOĞRU GÖRMÜŞÜZ?
Önce gazetelerden başlamışız.
Bir öğrencim, kâğıt gazetelerin ortadan kalkabileceğini ve her şeyin elektronik ortama taşınacağını söylemiş.
Başka öğrenciler gazetelerin yaşayacağını ancak değişmek zorunda kalacağını savunmuşlar. Günlük sıcak haber yerine daha fazla yorum, analiz ve ayrıntılı haber sunabileceklerini dile getirmişler.
Bir başkası gazetelerin günlük değil, belki haftalık yayımlanacağını düşünmüş.
Evet, günümüzde kâğıt gazete tamamen ortadan kalkmadı ama haber tüketimindeki ağırlığını önemli ölçüde kaybetti.
Kâğıt ekrana taşındı, haberin adresi değişti.
2026 Reuters Institute Digital News Report’a göre sosyal medya ve video ağları, araştırmanın kapsadığı 48 ülkede ilk kez ortalama olarak televizyonun ve haber kuruluşlarının kendi web siteleri ile uygulamalarının önüne geçmiş durumda.
Artık insanların yüzde 54’ü haber için sosyal medya ve video ağlarını kullanıyor.
Televizyon konusunda da ilginç tahminlerimiz varmış.
Öğrencilerim, gelecekte istediğimiz programı istediğimiz saatte izleyebileceğimizi söylemişler.
“Belki programları satın alır, istediğimiz zaman izleriz” diye konuşmuşuz.
Bugün Netflix’ten YouTube’a, dijital platformlardan isteğe bağlı yayınlara kadar düşünüldüğünde bunun fazlasıyla gerçekleştiğini görüyoruz.
Hatta 2026 verilerine göre insanların yüzde 77’si haftalık olarak çevrim içi haber videosu izliyor. Araştırmanın kapsadığı 48 ülkenin 45’inde çevrim içi haber videosu izleyenlerin oranı televizyon haberlerini izleyenlerden daha yüksek.
Gazete gibi televizyon da yok olmadı.
Yirmi yıl önce habercilik üzerine yaptığımız tartışma ise oldukça şaşırtıcı.
Bir öğrencim gelecekte “kişiye özel” haberciliğin gelişebileceğini söylemiş.
İnternetten haber okuyan kişinin ilgilendiği konuları seçebileceğini ve karşısına yalnız o tür haberlerin gelebileceğini düşünmüş.
Evet, günümüzde artık bunu “algoritma” kavramıyla tartışıyoruz.
“Yankı odaları”, “filtre balonları” gibi kavramların içindeyiz.
Artık sizin gördüğünüz internetle bir başkasının gördüğü internet aynı değil.
Sosyal medya akışımız, izlediğimiz videolar, arama sonuçlarımız ve önerilen içeriklerimiz; geçmiş davranışlarımız, tercihlerimiz ve platformların algoritmaları tarafından şekilleniyor.
Hangi içeriğin önümüze çıkıp hangisinin görünmez kalacağı üzerinde algoritmaların büyük etkisi var.
2005 yılında öğrencilerimden biri de farklı grupların kendi dünya görüşlerine uygun yayın organlarına yönelebileceğini söylemiş.
Bugün geldiğimiz noktada bu tahminin başka bir boyutunu yaşıyoruz.
İnsanlar yalnızca farklı gazeteleri okumuyor; farklı “haber evrenlerinde” yaşayabiliyor.
Aynı olay hakkında bütünüyle farklı anlatılarla karşılaşabiliyorlar.
Bugün tartıştığımız sorun artık bilgiye ulaşamamak değil; hangi bilginin doğru olduğunu anlayabilmekte yaşanan zorluk.
2005 yılında cep telefonlarıyla internetin birleşeceğini konuşmuşuz.
Gazete, radyo ve televizyonun tek bir cihazda toplanabileceğini bile söylemişiz.
Bugünün akıllı telefonunu neredeyse tarif etmişiz.
Ama bir şeyi yeterince görememişiz:
İzleyicinin yalnızca izleyici olmaktan çıkacağını.
Bugün herkes yayıncı.
Telefonunu çıkaran bir insan birkaç saniye içinde görüntü çekebiliyor, yorum yapabiliyor ve binlerce, hatta milyonlarca insana ulaşabiliyor.
YouTuber’lar, podcast yayıncıları, TikTok ve Instagram içerik üreticileri artık haber ekosisteminin içinde.
Kurumsal medyanın karşısında yalnız başka medya kuruluşları yok.
Binlerce, yüz binlerce ve milyonlarca insana doğrudan ulaşabilen bireyler var.
Örgütler, gruplar, kurum ve kuruluşlar var.
Reuters Institute’un 2025 ve 2026 raporları da geleneksel kurumsal gazetecilikten sosyal medya, video ağları, içerik üreticileri ve........
