menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doktorun Son Kararı: Yapay Zekâ “Nasıl?” Diyecek, İnsan “Neden?”

39 0
13.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Doktorun Son Kararı: Yapay Zekâ “Nasıl?” Diyecek, İnsan “Neden?”

Yapay Zekâ “Nasıl?”ı Bilirse, “Neden?”i Kim Bilecek?

Bir gün doktora gittiniz.

Doktor bilgisayara baktı. Bilgisayar size baktı. Doktor tekrar bilgisayara baktı. Sonra ikisi kısa bir istişare yaptılar. Doktor nihayet başını kaldırıp, “Sizi kardiyolojiye sevk ediyorum,” dedi.

Çünkü doktor karar vermişti.

Oysa belki de kararı doktor değil, bilgisayar vermişti.

Doktor yalnızca kararı hastaya insan sesiyle açıklamıştı.

Geleceğin sağlık sisteminde böyle bir sahne hiç de uzak değil.

Yapay zekâ bugün bile laboratuvar sonuçlarını okuyabiliyor, görüntüleri değerlendirebiliyor, ilaç etkileşimlerini yakalayabiliyor, hastalık olasılıklarını sıralayabiliyor. Yarın bunları çok daha hızlı, çok daha kapsamlı ve belki de birçok hekimden daha isabetli yapacak.

İşte tam burada sağlık sisteminin başına yeni ve tuhaf bir soru çıkacak:

Yapay zekâ her geçen gün “nasıl?” sorusunu daha iyi cevaplıyorsa, “neden?” sorusunu kim cevaplayacak?

Çünkü sağlık hizmeti yalnızca hastalık çözme sanatı değildir. İnsan çözme sanatıdır.

Bir hastaya yapılabilecek yüzlerce şey vardır. Mesele bunların hangisinin yapılabileceğini bilmek değildir. Mesele hangisinin yapılması gerektiğini bilmektir.

Bu ikisi arasında küçük gibi görünen ama aslında uçurum kadar büyük bir fark vardır.

Yapay zekâ size, “Bu hastada kalp hastalığı olasılığı yüzde şu kadar,” diyebilir.

“Şu tetkiki yaptırın,” diyebilir.

“Şu ilacın şu ilaçla etkileşimi var,” diyebilir.

“Bu hastanın kardiyolojiye sevk edilme olasılığı yüksek,” diyebilir.

Fakat hastanın karşısına geçip, “Sizin için bundan sonra nasıl bir hayat daha değerlidir?” diye sormak başka bir iştir.

Çünkü insanın hayatı bir laboratuvar sonucu değildir.

İşte burada birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği başlıyor.

Bugün aile hekimi çoğu zaman sağlık sisteminin kapısındaki kişi olarak görülüyor. Hasta gelir, hekim muayene eder, reçete yazar, tetkik ister, gerekiyorsa sevk eder.

Bir de bütün bunların arasında sisteme veri girer, rapor düzenler, mevzuatı takip eder, performans kriterlerini düşünür, SGK’nın neyi ödeyip neyi ödemediğini hesaba katar.

Yani aile hekimi bazen doktorluktan çok daha fazlasını yapar.

Koruyucu sağlık çalışanı.

Ve sistemin bir yerinde bir şey ters giderse, gerektiğinde günah keçisi.

Üstelik bütün bunları çoğu zaman birkaç dakikalık muayene süresinde yapması beklenir.

Şimdi bir de yapay zekâ geliyor.

İlk bakışta insanın aklına şu geliyor:

“Ne güzel! Artık aile hekiminin işini yapacak.”

Ben o kadar emin değilim.

Bence tam tersine, yapay zekâ aile hekiminin bazı işlerini elinden aldıkça aile hekiminin asıl işi daha önemli hale gelecek.

Çünkü yapay zekâ bir gün “Bu hastanın kardiyolojiye gitmesi gerekir,” demeyi çok iyi başarabilir.

Ama aile hekiminin sorması gereken soru şudur:

Birinci basamakta başka ne yapılabilir?

Hasta gerçekten sevki istiyor mu?

Hasta bu tedaviyi kabul edecek mi?

Bu karar hastanın hayatını nasıl değiştirecek?

İşte sevk, burada basit bir elektronik işlem olmaktan çıkar.

Sevk bir klinik muhakeme haline gelir.

Bugünkü sistemde sevk bazen sağlık sisteminin bir kapısından diğer kapısına gönderilen bir kâğıt gibi algılanıyor.

Oysa geleceğin sevki şöyle olmalı:

“Bu hastayı kardiyolojiye gönderiyorum; çünkü şu bulguları var, şu riskleri taşıyor, şu olasılıklar nedeniyle uzman değerlendirmesine ihtiyaç duyuyor ve şu nedenle bunun birinci basamakta çözülemeyeceğini düşünüyorum.”

Yapay zekâ bu kararın arkasındaki veriyi hazırlayabilir.

Ama kararın anlamını aile hekimi verir.

Daha doğrusu hasta ile birlikte verir.

Çünkü hastanın da bu hikâyede bir rolü vardır.

Yapay zekâ hastanın yaşam süresini uzatacak tedaviyi bulabilir.

Fakat hasta şöyle diyebilir:

“Ben üç yıl daha fazla yaşamak istemiyorum; kalan üç yılımı daha iyi yaşamak istiyorum.”

İşte bilgisayarın durduğu, insanın başladığı yer burasıdır.

Belki de önümüzdeki dönemde sağlık sisteminin en önemli devrimi bir “bilgi devrimi” olmayacaktır.

Çünkü bilgi zaten üzerimize yağmur gibi yağıyor.

Telefonumuzda bilgi var.

Bilgisayarımızda bilgi var.

Hastanenin bilgi sisteminde bilgi var.

Laboratuvarda bilgi var.

Görüntüleme sistemlerinde bilgi var.

Bir de üstüne yapay zekâ geldi.

Artık bilgi kıtlığı........

© Akademik Akıl