menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Birinci Basamakta İşlevsel Çözüm Önerileri

22 0
11.05.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Birinci Basamakta İşlevsel Çözüm Önerileri

Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) Yapısal Gerilim: Esnek Mesai Tartışmasının Ötesinde Bir Reform İhtiyacı

Son dönemde aile hekimliği sistemi etrafında yoğunlaşan tartışmalar, özellikle “esnek mesai”, “evde hasta takibi” ve artan idari yük başlıklarında düğümlenmektedir. Ancak sahadaki temel sorun, bu başlıkların kendisi değil, bu başlıkların içine yerleştiği sistemin kapasite ve tasarım uyumsuzluğudur. Yani mesele çalışma saatinin esnekliği değil, işin tanımının ve kaynaklarının gerçeklikten kopmuş olmasıdır.

Bugün ASM’lerde hekimler yalnızca birinci basamak sağlık hizmeti sunmamakta; aynı zamanda kronik hastalık yönetimi, koruyucu sağlık hizmetleri, veri giriş süreçleri, idari raporlama ve giderek artan biçimde evde bakım sorumluluğunu aynı anda yürütmektedir. Bu çoklu görev alanı, sağlık hizmetinin niteliğini artırmak yerine çoğu durumda parçalı ve sürdürülemez bir iş yükü üretmektedir.

Sorunun çekirdeği: Tanımsız iş yükü

Mevcut sistemin en kritik açmazı, “ne kadar iş yapılacağı”nın net biçimde standartlaştırılmamış olmasıdır. Hasta sayısı artarken kaynaklar aynı kalmakta, buna karşın beklentiler genişlemektedir. Hastaneye pansumana gitmesi gereken hasta mesafeyi bahane ederek ASM de ancak ilgili genel cerrahi uzmanın denetiminde yapılabilecek bir pansumanı yaptırmak için ağır düzeyde sorun çıkarmaktadır. Bu durum, hekimi şikayet ile Zapturapt Altına Almak, performans baskısı ile hizmet kalitesi arasında sıkışan bir pratik doğurmaktadır.

Bu nedenle çözüm, yeni görevler eklemek değil, mevcut görevlerin sınırlarını yeniden tanımlamaktır.

Evde takip modeli: doğru fikir, yanlış kurgu

Evde hasta takibi sağlık sistemi açısından doğru ve gerekli bir uygulamadır. Ancak bu modelin ASM hekimlerine ek yük olarak yüklenmesi yapısal bir hatadır. Evde bakım hizmeti, bireysel hekim performansına değil, örgütlü saha ekiplerine dayanmalıdır.

Bu bağlamda gezici hemşirelik ekipleri ve mobil sağlık birimleri kurulmadan, evde takip yükünün ASM’lere devredilmesi sistemin tıkanmasını hızlandırmaktadır. Hekimin rolü burada uygulayıcıdan çok koordinatör olmalıdır. Zaten hastanelerin evde bakım hizmetleri vardır.

Performans sistemi: nicelikten niteliğe geçiş zorunluluğu

Mevcut performans yaklaşımı büyük ölçüde sayısal çıktılara dayanmaktadır: muayene sayısı, başvuru sayısı, işlem adedi. Bu model, sağlık hizmetini doğal olarak hızlandırır fakat derinleştirmez.

Oysa birinci basamak sağlık hizmetinin temel amacı “çok hasta görmek” değil, hastalığı önlemek ve süreklilik sağlamaktır. Bu nedenle performans sistemi; aşı kapsayıcılığı, kronik hastalık kontrol oranı, erken tanı başarısı ve koruyucu sağlık göstergeleri üzerinden yeniden kurgulanmalıdır. Hekim adeta sayıların arasına sıkıştırılmış, eli kolu bağlanmış, klinik karar verme alanı daraltılmış bir bilgisayar uygulayıcısına dönüşmüştür.

Bu tablo, tıbbın özündeki “birey odaklı değerlendirme” ilkesini zayıflatmakta; yerine “veri odaklı mekanik üretim” anlayışını yerleştirmektedir. Oysa birinci basamak sağlık hizmeti, doğası gereği yalnızca ölçülebilir çıktılardan ibaret değildir. Hastanın yaşam kalitesi, kronik hastalığın uzun dönem seyri ve koruyucu hekimliğin görünmeyen etkileri, kısa dönemli performans tablolarına sığdırılamaz.

Bu nedenle sistemin yeniden kurgulanması, hekimin üzerindeki sayısal baskının azaltılmasını ve karar alanının genişletilmesini zorunlu kılar. Hekim, yalnızca “kaç hasta baktığı” üzerinden değerlendirilen bir birim olmaktan çıkarılmalı; klinik sonuçlar, hasta sürekliliği ve toplum sağlığı çıktıları üzerinden bütüncül biçimde ele alınmalıdır.

Aksi halde ASM’ler, sağlık üretim merkezleri........

© Akademik Akıl