Antik Yunan Felsefesinde Kynik Ahlaka İlişkin Bazı Fragmanlar
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Antik Yunan Felsefesinde Kynik Ahlaka İlişkin Bazı Fragmanlar
Çünkü beyefendiler, bana kalırsa insanların zenginliği ve fakirliği mal varlıklarında değil, yüreklerinde bulunur. Çok parası olan birçok özgür insan görüyorum ama kendilerinin öyle fakir olduğunu düşünüyorlar ki daha fazla para kazanmak için her şeyi yapıyor ve her riski göze alıyorlar. Mirastan eşit faydalanan iki erkek kardeş tanıyorum, birinin giderlerini karşılayacak kadar parası var, hatta para da artırıyor; diğeri ise yokluk içinde. Bazı tiranlar biliyorum, paraya öyle düşkünler ki bu uğurda en fakirden daha korkunç suçlar işliyorlar. Fakirler ihtiyaçtan hırsızlık yapıyor, evlere giriyor veya köle ticaretine katılıyor. Buna karşılık bazı tiranlar tüm aileleri yok ediyor, kitlesel cinayetler işliyor ve çoğunlukla para için tüm kentleri köleleştiriyor. Ağır hasta olduğunu düşündüğüm bu tür insanlara acıyorum; zira onları, yedikçe daha da acıkan insanlarla aynı görüyorum.
Bana gelince, hiçbir şeyi kendime ait görmeyecek kadar çok şeyim var. Yani açlık hissetmeyeceğim kadar yiyebiliyor, susuzluk çekmeyeceğim kadar içebiliyorum. Dışarıda bu zengin dostumuz Kallias’tan daha fazla üşümeyecek kadar giyinebiliyorum; evimin duvarları sıcak giysiler, tavanı ise sıcak bir örtü gibi geliyor. Görevini iyi bir şekilde yerine getirebilen bir duvarım var, öyle ki uykudan zor uyanıyorum. Bedenim cinsel ilişkiye ihtiyaç duyduğunda karşılaştığım ilk kadın ihtiyacımı gideriyor, kendilerine yaklaşmamdan memnun kalıyorlar çünkü kimse onlara yaklaşmak istemiyor. Sözün özü, bütün bunlar bana öyle keyif veriyor ki daha büyük bir keyif için dua etmem, aksine olması gerekenden daha fazla keyif duyduğumu bile söyleyebilirim.
Ancak zenginliğimin en değerli yanının şu olduğunu düşünüyorum: Biri sahip olduğum bir şeyi benden çalsa bile bana yeten bir yaşamı sağlamayacak değersiz bir uğraşa mecbur kalmam. Kendimi şımartmak istediğimde çarşıdan pahalı, gösterişli şeyler almam, aksine her şeyi ruhumun deposundan edinirim. İhtiyacımı hissetmeyi beklemem veya Thasos şarabı gibi güzel bir içeceği susamadan içerek tüketişim, keyfim için büyük fark yaratır. Gerçekten dürüst olmak isteyenler para kazanmak yerine tutumlu olmaya özen gösterir; sahip olduklarına her şeyden daha fazla değer verenler, başkalarının malına mülküne göz dikmez. Bu tür zenginliğin insanları özgür davranmaya sevk ettiğini söylemekte fayda var.
Örneğin bu serveti bana kazandıran buradaki Sokrates, bana hiçbir zaman sayı ve ağırlığından söz etmedi; bana onları nasıl taşıyabileceğimi öğretti. Bu sayede şimdi kimseye yalvarmıyor, aksine sahip olduğum bolluğu tüm dostlarımın önüne seriyor ve ruhumun zenginliğini isteyen herkesle paylaşıyorum. Sahip olduğum en değerli şeyin boş vakit olduğunu sürekli görüyorsunuz. Görmeye değer olanı görüyor, duymaya değer olanı duyuyor ve en değerli ödül olarak tüm günümü çalışma kaygısı duymadan, Sokrates’le geçiriyorum. Benim gibi o da vaktini altın hesaplayanlarla değil, kendisine yakın gelen insanlarla geçirmekten hoşlanıyor.
Bu metin; Georg Luck’ın derlediği ve Oğuz Özügül tarafından Türkçeye çevrilən........
