menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocukların ne yiyemediği kadar ne yiyebildiği de önemli

61 0
22.09.2026

Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken, çocukların okula içinde yaşadıkları hanenin ekonomik ve sosyal koşullarıyla birlikte geldiklerini bir kez daha hatırlamak gerekiyor.

Haneler arasındaki eşitsizlikler ise kendini en belirgin biçimde çocukların beslenme koşullarında gösteriyor.

Bir çocuk sınıfa aç girerken bir başkası yeterli miktarda enerji, yani kalori aldığı hâlde demir, çinko, iyot, folat, B12 ve A vitamini gibi büyüme ve gelişme açısından gerekli mikro besin öğelerini yeterince alamadığı için “gizli açlık” içinde olabilir.

Gizli açlık, kalori yetersizliğinden farklıdır; enerji açısından yoğun fakat besin öğeleri açısından yoksul bir beslenme biçiminde ortaya çıkabilir. Bu nedenle bir çocuğun karnının doyması, onun yeterli ve dengeli beslendiği anlamına gelmez.

Üstelik gizli açlık yalnızca zayıf çocuklarda görülmez. Fazla kilolu ya da obezite sorunu yaşayan bir çocuk da mikro besin öğeleri açısından yetersiz beslenebilir. Kalori içeriği yüksek, buna karşılık besin değeri düşük gıdaların sık tüketildiği; et, yumurta, balık, baklagiller, sebze ve meyveler gibi besleyici gıdalara yeterli miktarda ve çeşitlilikte erişilemediği bir beslenme düzeninde açlık ile aşırı kilo aynı toplumsal koşullar içinde yan yana bulunabilir.

Bu eksiklikler çocukluk çağında özellikle önemlidir.

Demir eksikliği fiziksel ve zihinsel gelişimi olumsuz etkileyebilir; A vitamini ve çinko eksiklikleri bağışıklık sistemini zayıflatabilir; iyot eksikliği hormonal sistemin işleyişini bozabilir, folat ve B12 eksiklikleri ise kansızlık başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

Besin öğelerinin yetersiz alınması çocukların yalnızca bedensel büyümesini değil, bilişsel gelişimini, öğrenme kapasitesini, hastalıklara karşı direncini ve okul yaşamını da etkileyebilir.

Mesele sadece yoksul çocuklar değil

Çocukluk çağında beslenmenin önemi yaşamın ilk yıllarıyla da sınırlı değil. Anne karnından başlayarak yaşamın ilk bin günü, beyin gelişimi ve ileriki yaşlardaki sağlık açısından kritik bir dönemdir. Ancak okul öncesinden ergenliğin sonuna kadar uzanan yıllar da fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimin hızla sürdüğü dönemlerdir. Sağlıklı beslenme yalnızca erken çocukluk döneminde değil, büyüme ve gelişmenin en dinamik olduğu okul yılları boyunca da kritik önem taşır ve tam da bu nedenle çocukların besleyici gıdalara yeterli ve dengeli erişiminin güvence altına alınması gerekir.

Çocuklar yalnızca yetersiz ve dengesiz beslenme sorunuyla karşı karşıya değil. Ülkemizde olduğu gibi sağlıksız bir okul gıda çevresinde besin değeri düşük, ultra işlenmiş gıda ürünlerinin yaygın ve kolay erişilebilir olması da çocukların beslenmesini olumsuz etkiler. Dolayısıyla, çocuklarda beslenme sorununu yalnızca yetersiz beslenme hali ya da çocuklar ne yiyemiyor, hangi açıdan eksik besleniyor üzerinden değil çocukların ne yediği üzerinden de tartışmak gereklidir.

Tartışmanın özü, ücretsiz okul yemeği programlarının yalnızca yetersiz beslenen çocuklara destek sağlamakla sınırlı görülmemesi gerektiğidir. Bu programlar aynı zamanda çocukların ultra işlenmiş gıdalara erişimini ve tüketimini azaltarak daha sağlıklı bir okul gıda çevresinin oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Çocukların beslenme hakkı ve sağlığı açısından değerlendirildiğinde, yalnızca bu gerekçe bile ücretsiz okul yemeği programlarının hayata geçirilmesi için önemli bir dayanak........

© Agos