menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Osmanlı'da Ermeni milliyetçiliğinin yükselişi

6 0
27.04.2026

Osmanlı'da Ermeni milliyetçiliğinin yükselişi uzun zamanda gerçekleşti. Ayrılıkçı ve Türk karşıtı çevreler yabancı güçlerin de desteği ile çok etki kazansa da, Türklerle kader birliği yapan Ermeniler hiç tükenmedi.

Dr. Mehmet Yahya Çiçekli/ Yazar

Osmanlı döneminde iktidar ve devlet ile en iyi ilişkileri olan Hıristiyan tebaalar arasında Ermeniler başta gelmekteydi. Ermeni topluluklar Osmanlı egemenliğine girmelerinden itibaren Osmanlının son dönemine kadar en barışçıl halk olmuştu, hatta Ermeniler ile Türkler arasın herhangi bir savaş, çatışma, isyan, şiddet hareketi yaşanmamıştı. Bu karşılıklı bir durumdu; geleneksel olarak Ermeniler saygın, devlet nazarında güvenilir ve sosyoekonomik statüsü toplum ortalamasından yüksek bir durumdaydı. Din ve dil gibi bakımlardan özgürdüler. İbadethaneleri serbestti ve vergiden muaftı. Kendi yargı sistemlerine de sahiptiler. Öyle ki 19. Yüzyılın sonlarında yaşanan isyan hareketlerine kadar Osmanlı sınırları içindeki Ermenilerin hiçbir isyana karışmadıkları ve Osmanlı egemenliğine girerken direnerek savaşmadıkları kayda değerdir.

19. Yüzyılda Osmanlı Hıristiyanlarında ayrılıkçı hareketler

Osmanlı devletinin dağılma döneminde, Osmanlıyı geriletmek ve gerilediği alanlarda etki kazanmak isteyen yabancı devletler Osmanlı tebaası Hristiyan halklar üzerinde ayrılıkçılığı tetiklemek için gayretlerde bulundular. Bunun için din adamları gönderdiler, kiliseler ve kilise okullarında uzun yıllar propaganda yaptılar. Burada Türk karşıtı söylemlerle yetişen nesillerde Türklere ve Osmanlı Devletine karşı nefret yerleştirildi. Bu bakımdan en çok gayret gösteren devlet Rusya idi. Ortodoks Osmanlı tebaasının yasal hamisi statüsünü de kazanan Rusya, Osmanlı devletindeki tüm Ortodoks halkların ayrı ayrı modern milli kimliklerinin Türk karşıtlığı üzerinden oluşturulması ve bu halkların düşmanlık duygularının uyandırılması için çok çalıştı ve başarılı oldu.

Osmanlı devletinde milliyetçi düşünceler Türklerden önce Hıristiyan halklar arasında gelişti. 19. yüzyıl boyunca Balkanlardaki Hıristiyan halklar dış devletler ile yapılan savaşlara ve isyanlara katılarak kademeli şekilde bağımsız oldular. Bağımsızlık öncesi ayrılıkçı fikirlere kapılan gruplar silahlanarak, kendi halklarını ikna etmeye ve kendilerini desteklemeyen soydaşlarını baskı altına almaya veya ortadan kaldırmaya çalıştı. İsyan süreçleri yıllarca sürdü. Oralardaki Türk nüfusa baskı, katliamlar ve zulüm yaparak Türk nüfusu azaltıp bağımsız olabilecekleri çoğunluğu sağlamaya çalıştılar.Balkanlardaki Ortodoks Hıristiyan ayrılıkçılığı döneminin sonlarına kadar Ermeniler bu akıma kapılmadı. Ayrılıkçı ve Türk düşmanı fikirlerin en geç yerleştiği Ortodoks Hıristiyan kitle Ermeniler oldu. Osmanlıya bağlı bir tebaa olarak 19. yüzyıl sonlarına kadar isyan hareketlerinde bulunmadılar.

19. Yüzyılda Osmanlı Ermenilerinin iç dönüşümleri

1800'lü yılların ilk yarısında Osmanlı Ermenileri eski geleneksel idarelerini sürdürüyordu. Buna göre Ermeni Patriği cemaati üzerinde muktedirdi. Hem dini kurumlar hem de idari kurumlar Patriklik makamına bağlıydı. Patriğinin Ermeni cemaati üyelerine ceza verme yetkisi de vardı. Ermeniler Osmanlı Devletinin son yüzyılında isyan ve tehcir süreçlerinden önce de sosyopolitik olarak hareketli ve değişimler içeren dönemlerden geçtiler. Bu dönemde Ermeni kimliği dönüşüme uğradı, Fransız devriminden etkilenen bir Ermeni milliyetçiliği ortaya çıktı. Osmanlı Devletinin 1800'lerde sosyoekonomik olarak dünyanın açık şekilde gerisinde kalması ile Osmanlı'da bir tür kaymak tabaka olan Ermenilerin refah seviyesi de düşmeye başladı. Osmanlı'da vasatın üstünde iyi şartlarda olan Ermenilerden bazıları yurtdışındaki daha cazip şartları gözeterek memnuniyetsizlik duymaya ve bunu yaymaya başladı.

19. Yüzyıl boyunca Ermeniler üzerinde Rusya, ABD, İngiltere ve Fransa kökenli misyonerlik ve nüfuz oluşturma hareketleri yürütüldü. Bunlar bağlı oldukları devlet ve mezhebin çıkarları doğrultusunda faaliyet gösteriyorlardı. Bunların ortak noktası, Ermenilerin Osmanlı ile uyumlu geleneksel duruşlarını değiştiriyor olmalarıydı. Osmanlı sınırları içinde misyonerler eliyle Ermeniler için çok sayıda okul açıldı. Bunlar ilkokul seviyesinden başlayarak Ermenilere özel bir müfredat ile yalnız eğitim değil yeni bir milliyetçilik de aşıladı. Çoğunluğu Ortodoks olan, fakat küçük bir kısmı Katolikliğe geçen Ermeniler arasında Protestan okulları Protestanlığın da yayılmasını sağladı. Yüzlerce okul sahibi olan Ermenilerin eğitime erişimi ve eğitim seviyesi yükseldi.

Osmanlı sınırları içinde yaşayan Ermenilerden eğitim veya daha iyi bir yaşam beklentisi ile yurt dışına gidenler de vardı. Misyonerlik faaliyetleri dışında bunlar da yabancı müfredat ve düşüncelerden etkilendiler. Oluşan Ermeni diasporası daha sert-radikal bir milliyetçilik ve daha güçlü bir Osmanlı karşıtlığı geliştirdi. Ermeniler içinde gruplaşmalar genişledi. Geleneksel olarak Ermeniler arasında etkili gruplar sarraflar, zanaatkarlar ve amira (beyler) gösterilebilir, bunlara ilaveten ilerici-muhafakazar, yerli-yabancı eğitimliler gibi ayrım ve........

© Açık Görüş