menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel Güç Eliti, Trump ve Epstein

45 0
16.02.2026

“..yaşayanlar, ölüleri kıskanacak.”

Dünyanın genel durumu 19. Yüzyıla benzemeye başladı. Kendini dünya işlerinden soyutlayıp, Amerika kıtasına odaklanmak (Monroe Doktrini) isteyen ABD, kendi çıkarları olduğunda Samsun’a, Çin ve Japonya kıyılarına kadar donanması ile gelip büyük pastadan (silahlı gemi diplomasisi ile) pay peşinde koşmuştu. Bugünkü ABD, İngilizlerin bir zamanlar kurduğu gibi bir emperyal imparatorluk değil hegemonyadır. Hegemonya, fiziken işgal etmez, uzaktan kontrol eder, bunun için rejim değiştirme, iç işlerine karışma, şantaj, zorlayıcı diplomasi gibi yöntemler izler. Büyük savaşları pahalı ve gereksiz bulur. İçeride zayıflayan ABD, küresel yarışta üstünlük için her zaman daha fazla kaynak peşinde oldu. Dünya nüfusunun %3’üne sahip olmasına rağmen, kaynaklarının P’sini kontrol eden ABD, Çin’in yayılmasını en büyük tehdit olarak görüyor. Batı Yarımküreyi tahkim ederken küresel ölçekte Çin’in manevra alanlarını daraltmak, başta az bulunur mineraller olmak üzere dünya kaynaklarına daha fazla el koymak istiyor.

Transatlantik ittifakı (NATO) ise çatırdıyor. İngiltere başbakanı Kramer, yeni bir NATO kurmaktan bahsediyor. ABD; Norfolk, Napoli ve Brunssum’daki üç önemli komutanlığı İngiltere, İtalya ve Almanya’ya devrediyor. Avrupa, kendi yolunu belirlemeye çalışıyor. Trump’ın büyük stratejisi, Çin ile rekabetinde işine yaramadığını düşündüğü Avrupa’nın yerine Rusya Federasyonu’nu yanına almak. Bu stratejisini Hint Pasifik ve Orta Asya projeleri ile takviye ediyor. Rusların sessizliğinin arkasında yapılan gizli bir anlaşma var; Ukrayna’da Rus işgal bölgelerinin tanınması ve Rusların Kırım’ı ilhakı karşılığında ABD’nin ülkenin madenlerine el koyması ve İran senaryosunda rol. Ruslar, ABD ile anlaşma karşılığında Latin Amerika’daki tek kaleleri olan Venezüella, Suriye ve İran’dan vazgeçtiler. Suriye’de bir askeri üsleri olacak. Orta Asya’daki gelişmelerde suskunlar çünkü İran senaryosunda sürpriz bir aşamada yer alacaklar. Avrupa’nın yükünden kurtulmak ve izole etmek, Ruslara büyük ödül olarak uzatıldı. Avrupa, ABD’nin tavrı karşısında Çin’e yanaşmaya başladı; Hızlı düşünemeyen Çin, bu yakınlaşmaya hazır değil, Avrupa ile ABD arasındaki çekişmeden yararlanmak istiyor.

Trump’ın küresel deniz savaşı doktrini şu ülkelerde rejim değişikliği stratejisi öngörüyor; Venezüella, İran, Küba, Rusya, Çin ve Hindistan. Bu ülkelerin ismi Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından Senato Komitesi’nde ifade edildi. Listeden anlaşılacağı gibi Rusya da aslında hedef listesinde hatta Türkiye de var. Saklı listede isimleri olan Türkiye, S.Arabistan, Mısır ve Pakistan can havli ile birbirlerine sarılıyor. İngilizler, 19. Yüzyılda olduğu gibi Avrasya’da Ruslarla mücadelenin ön cephesi oluyor. İngilizlerin yeni oyun planına başka bir makalede değineceğiz. Çin ile savaş Batı Yarımküre tahkim edildikten sonra ama Trump (eğer kalırsa) önce Çin ile anlaşmaya çalışacak. Trump’ın karşısında “derin devlet” var, “daha derin devlet” içinde ise belirli bir Siyonist ekip onu şimdilik kullanıyor. Epstein olayı, sadece küresel güç elitinin içindeki kırılmayı ve yaşadığı ahlaksızlığın boyutunu değil, Batı uygarlığının sonunu hazırlayan yozlaşmanın tehlikeli boyutlarını da ortaya koyuyor. Bu makalede, küresel elitin kara gündemi ve içinde yaşanan kırılmalar, Trump’ın oyun kitabı ve bunun değişik coğrafyalara olan yansımalarına odaklanacak, nihayet konuyu Türkiye’ye de getireceğiz.

Trump’ın Küresel Elit içindeki yeri

Gazinocu Trump’ın devlet yönetimi anlayışı; ırkçılık, yabancı düşmanlığı, patalojik yalancılık, aptalca tehdit etme, şantaj yapma ve twitter ile haberleşme gibi özelliklere sahip. CIA Direktörünün arkasında olduğu askeri-istihbarat kompleksinin çeşitli katmanları var. Önce Trump’ı Rusya ile gizli ilişkileri üzerinden vurmaya çalıştılar (Russiangate) ancak iki yıl süren uğraşıdan sonuç alamayınca Ukrayna ile ilgili telefon görüşmeleri skandalına sarıldılar. Şimdi sırada Adalet Bakanlığı ve FBI’ın arkasında gözüktüğü Epstein dosyaları var. Trump ise finansal küreselleşmeye karşı ve onunla birlikte sanayi kapital ve ekonomide şirket hâkimiyeti öne çıkıyor. ABD’deki güç merkezlerinin son durumunu şu şekilde özetleyebiliriz;

- Ekonomik güç eliti olan İsrail yanlıları ve Wall Street CEO’ları.

- Milli kapitalist elit.

- Güvenlik ve savunma sanayi kompleksine bağlı Pentagon Generalleri.

- Küreselciler (Küresel sermayenin iş eliti). 

Yukarıdaki grupların içinde en etkili olanlar ekonomik elit ve generaller. Onları iş eliti ve milli kapitalistler izlemektedir. Bu kişiler belirli bir partiden gelmemekte, sık sık güç mücadelesi içinde yer değiştirmektedirler. Soros da Küreselci yani ulus-devletlere karşı olan tek dünya düzeni tarafında bir Yahudi idi. Richard Sprencer gibi milliyetçiler de aslında etnik İsrail devletinin taraftarı olan anti-semitik beyaz Siyonistlerdir. İsrail’in yanında olanlar küreselci/milliyetçi bölünme içindedir. Ancak, Küreselcilik uluslararası bankerler için küresel çerçevede tek dünya hükümetine giden yolda ABD’yi üs yapmaktır. Trump’ın kilit ekonomik kadroları başlangıçta İsrail yanlısı neo-liberaller ve ekonomik milliyetçiler arasında paylaşılmıştı ama sekiz ay sonra bu grubun yerine Trump’ın generalleri ile ittifak halindeki Siyonist-küreselciler geldi. Kısaca, Trump’ı korumak ve yeni başkanlık seçimlerinde desteklemek ise en başından beri Küreselci Siyonistlere, İsrail yanlısı Ortadoğu politikası taraftarlarına kalmış durumda. 

Trump, milliyetçi ve yalnızcı (Batı Yarımküreci politikaları nedeniyle kendisi ile uğraşanların Küreselciler olduğunu suçlamaktadır. Küreselciler de aslında daha derin devlet içindeki Yahudilerin yönettiği Küresel Elit ama farkları küresel hegemonya ve tek dünya düzeni peşinde olmaları. Büyük şirketler ve derin devlet daha çok bu grupta olduğu için Trump’ın işi zor. Trump’ın finansörleri muhafazakâr Yahudiler ve Hıristiyan Evanjelikler, en çok onlardan medet umuyor. Trump’ın Siyonist politikalarının ve İsrail ile ilişkilerinin önemli ayakları var. Yönetim içinde ikisi de fanatik Hıristiyan Siyonist olan İsrail büyükelçisi Mike Huckabee ve Savunma Bakanı Pete Hegseth. Ortadoğu elçisi Steven Witkoff, Yahudi asıllı bir Siyonist. Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz da İsrail lobi gruplarının adamı ve bunların hepsi Gazze ve Batı Şeria’yı ilhak peşindeler. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da İsrail lobi gruplarının desteği ile bugünlere geldi. CIA Direktörü John Ratchcliffe, benzer şekilde ve İran senaryosunun güçlü destekçisi.

“Rus İstihbaratı” başlıklı kitabımda Donald Trump’ın Ruslarla bağlantılarını ve nasıl devşirildiğini anlatmıştım. Trump, ABD içindeki Hıristiyan/Yahudi Siyonistlerin arkasında olduğu, Yahudi bankerlerin desteklediği bir kukla. Aynı zamanda ABD’deki Rothschilds ve Rockefeller aileleri arasında 2012’de başlayan ayrışmanın Rothschilds tarafında. Trump, aslında daha çok Rockefeller tarafının kontrolünde olan derin devlet ile mücadele etmiyor. Ama Amerikan derin devleti içindeki yapısal çekişmenin bir ürünüdür. İkinci seçim döneminde Trump’a destek olan 346 şirket, ödüllerini aldı. Trump’ın yanındaki oligarkları Elon Musk (Twitter), Mark Zuckerberg (Facebook), Jeff Bezos (Washington Post) algoritmaları ile onun önünü açmaya devam ediyorlar. Sadece Elon Musk’ın Starlink, SpaceX, Tesla ve xAI gibi şirketleri bile Trump’ın arkasındaki teknoloji gücünü anlamaya yeter. Trump, Putin gibi tekrar tekrar başkan olacağı bir anayasa peşinde çünkü kendisini korumaktan dünya değilse bile ABD’ye çok lazım olduğu narsisizmine sahip. Türkiye, Macaristan veya Rusya’yı örnek alabilir. Onun ideolojisi “Amerikan milliyetçiliği” ama kan bağı ile ulusal kimlik istiyor. 

ABD Adalet Bakanlığı’nın, Siyonist ve pedofili Jeffrey Epstein ile ilgili yaklaşık 3 milyon belgeyi son ifşaatları, özellikle küresel elit çevresinde büyük bir fırtına kopardı. Skandalın, Amerikan toplumundaki siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirmesi bekleniyor. Seçim kampanyasında Jeffery Epstein dosyalarını açıklama sözü veren Trump, iktidara gelince yayınlamayı reddetti. Nedeni bu skandal içinde 1.200 kadar kız çocuğunun hayatını mahvetmedeki rolü. Hâlbuki Adalet Bakanlığı’nı muhaliflerine karşı 1.500 kadar davada silah olarak kullandı. ABD Adalet Bakanlığı Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche tarafından kabul edilen Jeffery Epstein dosyaları küresel düzeyde bomba etkisi yarattı. Epstein, görünürde ABD merkezli bir figürdü ancak küresel elit ağının bir parçasıydı. Londra, Paris, Monaco hattında dolaşan; aristokrasi, finans ve diplomasi çevrelerine rahatça girip çıkabilen bir isimdi. Epstein, küresel planın üstün ırk projesi içinde acımasız yöntemlerle DNA kopyalıyordu. Gazinocu Trump’ın Epstein ile masum ilişkileri olduğuna inanmak çok zor. Trump da Epstein gibi ahlaksızlığı ve hukuksuzluğu normalleştirmiş biri, üstelik zihinsel olarak öğrenme sorunu var. Kendisi gibi ahlaksız ve empati duygusu olmayan Trump, ise Epstein dosyaları üzerinden kendisine, onu destekleyen milyarderlere, başta İsrail olmak üzere istihbarat ve karanlık işler ağına zarar gelmesinden endişe ediyor. 

Epstein’in sağ kolu Ghislaine Maxwell, sahadaki isimdi; Maxwell ise kapıları açan, çevrelere erişimi sağlayan kişiydi. Maxwell’in babası Robert Maxwell, İngiltere’nin en büyük medya patronlarından biriydi ve MI6 ile ilişkileri olduğu uzun yıllar konuşuldu. Özellikle Ghislaine Maxwell’in babasının Rus ya da İsrail ajanı olduğu gibi bilgiler İngiliz basınında yer aldı. İsrail, Mossad aracılığıyla yıllarca geliştirdiği kapanı bütünüyle deşifre etme tehdidiyle, Trump’ı ve ABD siyasi elitini Siyonist amaçlar doğrultusunda daha ileri hamlelere zorluyordu. Muhtemelen Adalet Bakanlığı ve FBI’ın da içinde olduğu, derin devlet Siyonist kadrolardan kurtulmaya çalışıyor. Bu gayreti 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında ABD’yi Irak’ta savaşa sokmaya çalışan AIPAC ve İsrail ajanlarına yönelik George Tenet’in başında olduğu CIA operasyonlarında da gördük. Uzun süre bekleyen Epstein dosyaları yapay zekâ ürünü sahte fotoğraflarla, abartılmış yorumlarla küresel eliti ve İsrail’i hedef alıyor. Epstein meselesi, bir ahlak dosyası değil, elit yönetim biçiminin karanlık yüzünü açığa çıkaran bir meşruiyet krizine dönüştü. İddialara göre, dosyalarda yer alanların ancak ’u doğru. Hatta KGB’nin bal tuzaklarının hikâye edildiği ve seks şemalarının KGB’den alındığını iddia edenler de var. 

Trump’ın Demokratlardan farkı; küresel hegemonya yerine Batı Yarımküre’ye odaklanmak, Rusya ile savaşmadan yanına çekerek Çin ile daha çok ekonomik alanda rekabet ve İran’ı vurmak. Demokratlar ise Ukrayna Savaşı ile Rus ordusunu yok etmek ve Rusya’yı parçalamak, İran ile bir geçici anlaşma yaparak Çin ile büyük savaşa hazırlanıyorlardı. Trump için İsrail lobisi en büyük baskı grubu ve İran için bastırıyorlar ama o Ortadoğu ile bağlantılarından bir an önce kurtulmak istiyor.

İşte bu aşamada Epstein olayı, içeriden bir şantaj ve elit entrikası olarak devreye giriyor. Trump, var olmak ile bildiği yolu izlemek arasında bir noktada. NATO’yu göz ardı etmek, Avrupa’nın savunmasını Avrupalılara bırakmak, Big Tech’in Grönland planı, Siyonist sermaye ve İsrail baskısı arasında sıkışmış durumda. Öte yandan, Avrupa’nın Rusya’ya yakınlaşması ülke içinde büyük tepki çekecektir. Trump, ülkesinde olduğu kadar Avrupa’da da büyük tepki görüyor. Avrupa’da yapılan son anketler Trump’ın Q oranında “düşman” olarak görüldüğünü gösteriyor (bu oran öncekine göre B’lik keskin bir düşüş). 8 cevap vermemiş, %2 kararsız. 

Ortadoğu’da ise İran senaryosu Çin öncesi güç ve zaman kaybına neden olabilir, Çin oyuna erken girerek ABD’yi zamansız yakalamak istiyor. İran senaryosu, bu aşamada hala Çin öncesi zaman ve enerji kaybı ama Küreselcilere rağmen İsrail’in boyunduruğu devam ediyor.

Epstein olayının medyaya yansımaları ile uzun zamandır üzerine kitaplar ve makaleler yazdığımı dünyayı arka planda yöneten Küresel Elit’in gün yüzüne biraz daha çıkması yanında çalışma kuralları ve dokunulmazlığı ile yeni veriler edinmiş olduk. Açıklanan bağlantılar ve resimler bu elit içindeki insanlar içindeki tanışıklıkları ve ilişkileri öğrendik.  Epstein bu karmaşık dünya içinde; İsrail ve ABD istihbaratının manivelası olarak kendine korumalı bir alan bulmuş, serbest bir operatör. Epstein’in 2015-2019 yılları arasında İsrail başbakanlığı yapmış Ehud Barak’ı birkaç evinde ağırlaması ise İsrail ajanı olduğunu gösteriyor. Koruma zırhı içinde suçu ve ahlak dışı ilişkilerini normalleştiriyor, görmezden geliniyor. Kolay para ediniyor, kendinde her devletin önemli kişileri, yöneticileri ve Avrupa asaletinin üyeleri ile temas etme, onların özel hayatlarına........

© ABC Gazetesi