menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trabzon'da 4-0'lık hezimet: Sorun skorda değil, Okan Buruk'un cevabında

21 0
21.09.2026

Bir maçı 4-0 kaybedersiniz, üzülürsünüz, kapatırsınız. Ama bir maçta 4-0 kaybedip üstüne soyunma odası koridorunda "Ne istifası, sadece bir maç kaybettik, lideriz" derseniz, işte orada futbolun kendisinden daha büyük bir tartışma başlar. Galatasaray'ın Trabzonspor deplasmanında aldığı 4-0'lık yenilgi, Trendyol Süper Lig'in 6. haftasında sarı-kırmızılı camianın gündemine oturdu. Ama asıl mesele o dört gol değil. Asıl mesele, o dört golden sonra takımın başındaki ismin söyledikleri ve söylemedikleri.

Şunu net söyleyeyim: Trabzon'da 4-0 kaybetmek, bir teknik direktör için sadece bir mağlubiyet değildir. Bu, o takımın o gün sahaya nasıl çıktığının, maça nasıl hazırlandığının, rakibin planına karşı ne ürettiğinin toplam fotoğrafıdır. Farklı bir skor, genelde tek bir oyuncunun hatasıyla ya da tek bir hakem kararıyla açıklanmaz. Farklı skor, bir sistemin o gün çöküşüdür. Okan Buruk'un "sadece bir maç kaybettik" cümlesi işte tam bu noktada tıkanıyor. Evet, puan tablosunda belki hâlâ liderdirler. Ama liderlik, bir takımın o gün sahada ne kadar çaresiz kaldığını gizlemez.

Maçın ardından sosyal medyada binlerce istifa çağrısı yapıldı. Bunu küçümsememek lazım. Taraftar tepkisi bazen abartılıdır, bazen duygusaldır; ama tepkinin bu kadar yüksek sesle dile getirilmesi, biriktirilmiş bir rahatsızlığın göstergesidir. Tek maçlık bir öfke değil bu. Galatasaray taraftarı, kadro kalitesine, transferlere, beklentilere bakıyor ve sahada gördüğü tabloyla o beklenti arasındaki uçurumu sorguluyor. 4-0'lık bir yenilgi, bu sorgulamanın fitilini ateşleyen kıvılcım oldu.

Gelelim koridorda yaşanan o diyaloğa. Maçın bitiş düdüğünün ardından Okan Buruk'a, "İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?" sorusu yöneltildi. Deneyimli teknik adamın bu soruya tepki göstererek "Ne istifası. Sadece bir maç kaybettik, lideriz" yanıtını verdiği belirtildi. Şimdi burada iki farklı okuma mümkün. Birincisi: Hocanın kendine güveni tam, paniğe kapılmıyor, takımının arkasında........

© ABC Gazetesi