Gözaltı sayısından öte soru: para nereye gitti?
Terör örgütlerinin finansmanına dair haberlerde kamuoyunun dikkati genellikle tek bir sayıya kilitleniyor: gözaltına alınanların sayısına. Oysa bir finansman soruşturmasının gerçek değeri, yakalananların çokluğunda değil, paranın izinin ne kadar sürülebildiğinde ve bu izin sonunda hesap sorulabilen bir mekanizmaya bağlanıp bağlanamadığında saklı. Bugün Ankara merkezli yürütülen ve basına yansıyan bilgilere göre 14 şüphelinin gözaltına alındığı operasyon, tam da bu ayrımı konuşmak için iyi bir vesile.
Basına yansıyan bilgilere göre süreç, Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına iletilen bilgilerle başlatıldı. İletilen bilgilerde, Suriye'nin kuzeyinde PKK/KCK-PYD/YPG kontrolündeki kamplarda tutulan DEAŞ üyelerinin serbest bırakılmasını sağlamak ya da örgüte mali destek sunmak amacıyla Almanca konuşulan ülkelerde koordineli bağış kampanyaları düzenlendiği ifade ediliyor. Bağışların çoğunlukla Suriye'den yönetilen Telegram kanalları üzerinden toplandığı, Almanya'da yaşayan Türkler ile Türkiye'deki Türk ve yabancı uyruklu kişiler üzerinden Suriye'ye aktarıldığı öne sürülüyor. Bu cümleleri okurken dikkatli olmak gerekiyor: Burada aktarılan şey, henüz mahkeme önünde sınanmamış iddialar ve istihbarat değerlendirmeleridir. Bir bağış kampanyasının varlığı ile o kampanyanın bir terör örgütünü finanse ettiğinin hukuken kanıtlanması aynı şey değildir.
Dosyanın somut ayakları ise şöyle: Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin, TEM Daire Başkanlığı ile koordineli çalışmasında Mali Suçları Araştırma Kurulu verileri ve HTS kayıtları incelendi. Bu incelemeler sonucunda, DEAŞ adına terörizmin finansmanı faaliyetleri yürüttükleri ve şüpheli mali işlemler gerçekleştirdikleri değerlendirilen, 2'si Suriye, 1'i Özbekistan uyruklu toplam 16 kişi tespit edildi. 20 Ekim 2026'da Ankara merkezli olarak farklı illerde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda bu 16 kişiden 14'ü yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 314/2. maddesi ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri kapsamında adli işlem başlatıldı.
Aynı gün İstanbul merkezli yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında İstanbul ve Mersin'de eş zamanlı operasyon düzenlendiği, 11 adrese yapılan baskınlarda 7 şüphelinin gözaltına........
