menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu toprakların Alice'leri masaldan yoksun yaşıyor

10 0
13.10.2026

Gazeteci yazar Duygu Özsüphandağ Yayman'ın on dört öyküsünü bir araya getiren ikinci kitabı "Alice Eve Dönmeyecek", kurmacayla gerçek hayatı yeni bir yorumda buluşturan metaforlardan besleniyor. Bu kitaptaki öyküler coğrafyanın yazgısallığına, sokaklarda dile gelen ya da evlere hapsolan hayatlara odaklanıyor. Yazarın kitaba adını veren öyküsündeki Harikalar Ülkesi ise, ironik bir metaforla Orta Doğu coğrafyasında vücut bulmuş!

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi AUZEF Sosyoloji Bölümü mezunu olan Duygu Özsüphandağ Yayman, gazeteciliğe 1993 yılında başladı. Meslek hayatına başladığı yıllardan bu yana muhabirlik, editörlük, köşe yazarlığı, haber koordinatörlüğü ve yazı işleri müdürlüğü yapan Yayman'ın edebiyat tutkusu öykülerle şekillendi.

“Mürekkep Lekesi” ve “Tuzlar Eriyince” öyküsüyle Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması’nda mansiyon aldı. İlk öykü kitabı "Dulhane" 2022’de yayımlandı. "Alice Eve Dönmeyecek" adlı yeni öykü kitabı geçtiğimiz aylarda yayımlanan yazarla gazeteciliği, İzmir'i ve toplumsal sorunları da konuştuk...

Gazetecilikle edebiyatın paralel uğraşlar olduğu düşünülür. Siz nasıl yürüttünüz bu iki uğraşı?

Birbiriyle bazen ayrışan bazen kesişen yanlara sahip iki alan. Gazetecilik ekip işidir, kalabalıkların içinde ve hızlı olmayı, öne geçmeyi gerektirir. Edebiyat ise tek başına, yavaşça yapılan, yalnızlık isteyen, bazen derinleşerek kaybolmayı gerektiren bir disiplin. Aklın yanına duyguları koymaya ihtiyaç duyar. Ayrışan yanları özetle böyle olmakla birlikte kesiştiği yanları insan paydasında buluşur.

YAZMAKTAN DA ZOR OLAN ŞEY

"Dulhane" 2022'de yayımlanmıştı. İkinci kitaptan sonra geriye dönüp baktığınızda 'keşke'ler de var mı?

Beni en mutlu eden şey, öykülerimin okurla buluşabilmesi. Çok basit bir mutluluk sebebiymiş gibi görünmesin çünkü işin yayımlanma kısmı, yazmaktan daha zor. Ülkemizde “çok satan yazar” olmak diye bir gerçek var ki ben onlardan değilim. Fakat butik okur kitlemden geri bildirim almak, özellikle "Dulhane"nin öykü dünyası, karakterleri, duygusu üzerine güzel sözler duymak bir mutluluk nedeni.

Ödüller de aldınız...

Evet ve bu güzel bir şey. Ödül almak yazılanları daha görünür, okunur kılıyor.

“Keşke”siz bir hayat mümkün mü?.. Lisede ve yirmili yaşlarımda yazdığım kurmacaları daha çok ciddiye almış olmak isterdim. Keşke kurmaca üzerine gitmeye daha erken cesaret etseydim, o karalamaları öyle yarım bırakmasaydım. Gazeteciliğin temposuna kendimi kaptırıp gerçek hikâyeler peşinde koştuğum yıllarda zihnimdeki hayali hikâyeleri tamamlamaya da enerjimi ayırsaydım.

CEVABI POLİTİKADA VE TARİHTE

Kadın olmak "hayatta kalma mücadelesi"ne dönüştü. Bir gazeteci yazar olarak bu konudaki gözlem ve fikirlerinizi öğrenmek isterim...

Bir cinsiyet sistematik olarak öldürülüyor, şiddetin her türüne uğruyorsa cevabı politikada ve tarihte ararız. Hem tarihin derinliklerinden başlayan hem de kadınların kişisel tarihlerinden beri bitmeyen mücadele. Kadınların doğumuyla başlayan, yetiştirilme şekli, eğitimiyle devam eden yani ailede filizlenen bir ayrımcılık, baskı, şiddet söz konusu. Coğrafyamızda bu bir gelenek politikası.

Toplumsal bilincimizin nerelerde olduğu bir yana, yasalar mı yetersiz yoksa sıkıntılar uygulamada mı?

Yasal anlamda Türkiye fena bir yol kat etmedi. 1980’lerde yükselen ikinci feminist dalga, 2000’li yıllarda yasal düzenlemeleri sağladı. Bu ülke 1985’te Birleşmiş Milletler’in Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni imzaladı. ‘90’larda kurulan Mor Çatı, nüfusu elli bini aşan belediyelere kadın sığınma evi açma zorunluluğu getirilmesi, 2000’lerde Medeni Kanun’da yapılan eşitlikçi düzenlemeler, TCK’de cinsiyetçi şiddete ağır yaptırımlar getirilmesi hep bu ülkede yaşandı. Şiddete karşı özel bir kanun çıkarıldı.

İstanbul Sözleşmesi'nin yarattığı düşkırıklığı için ne denebilir?

Avrupa Konseyi İstanbul’da imzaya açtığı için adını bu şehrimizden alan, kadına karşı özellikle ev içi şiddetle mücadele eden İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imzayı atanlardan biriydik. Kadına şiddette........

© 9 Eylül Gazetesi