Butlanma, utanma, arınma
Bugün yazıma Ataol Behramoğlu'nun "Erdem ve Erdemsizlik Üzerine" şiiriyle başlamak istedim.
Salt insana özgü olduğunu düşündüğümüz utanç, erdem, ahlak kavramlarının, hayvanlarda da görüldüğünü ama insanlıkta nasıl yitirildiğini eleştirel biçimde dile getirir Behramoğlu.
Utanç insana özgü bir duygu sanılır / Utanan hayvanlar gördüm ben
İnsanlar tanıdım buna karşılık / Utanmak nedir bilmeyen
Behramoğlu her yandan yalanla kuşatıldığını; ahlak, vicdan, sözünün eri olmak, erdemli davranmak kavramlarının içinin boşaltıldığını da şiirin söylem gücüyle anımsatıyor bize.
Öyle zamanlar gelip çattı ki
Olağan sayılır oldu arsızlık
Utanç utanıp çekildi köşesine
Esip gürlüyor utanmazlık
Ortalığı dezenformasyon, iltisak, butlan, kayyum, fıtrat, nas, külliyen, velev ki, manipüle, kıyam, eman yurdu gibi yürürlükten, kullanımdan kalkmış sözcükler, terimler sarınca; siyasal, sosyal, kültürel, sanatsal kirlenmelerin, bozulmaların, yozlaşmaların gündemde sıklıkla yer almasını daha çok duyar olduk!
“Mutlak butlan” denen hukuksal terim baş köşeye yerleşti, gündemi sarstı, utanılır bir eyleme dönüştü!
Kurumsal kimliğini, kitlesel yapısını yadsıyamayacağımız CHP’de yaşananlar, butlanı çirkin, anlamsız, gerçek sorunların yerine gölgelerin konuşulmasına olanak sağlayan........
