Gülmek bize çok yakışıyor
Geçen hafta rahatsızlığımdan dolayı yazamadım, kusura bakmayın. Ayın 15’inden sonra, doktor yoldaşlarımın söylediğine göre Ekim ortalarına kadar uzayacak bir diş ve ağız tedavisi süreci beni bekliyor. Bu da en azından Temmuz ve Ağustos aylarında düzenli olarak yazamayacağım anlamına geliyor. Çocukluğumdan beri peşimi bırakmayan şu diş, çene ve ağız sorunundan kurtulmayı umuyorum. Bakalım gelecek günler neler gösterecek, ben şimdiden haberiniz olsun istedim.
Zihni Göktay usta da “gidenler kervanı”na katıldı. Öylesine çok, öylesine çabuk, öylesine hızlı olmaya başladı ki bu gidişler, insan düşünmeden edemiyor: bu bahçe giderek ıssızlaşıyor ve doğanın en büyük gerçeği olan ölüm bize yaklaşıyor. Öteki gerçek doğumdur ve geçenlerde Sibel’i uğurladığımız camiden çıkıp, yolumu sokaklara vurduğumda, önünden geçtiğim evden gelen bebek ağlaması gibi insanı gülümsetiyor. Aslolan elbette ikisi arasında bize armağan edilmiş zaman ile bize hayatı armağan eden yeryüzünü, insan gibi yaşamaktır. Biz bunu başaran ve alanlarındaki başarılarıyla onurlandıran insanlar sayesinde hayatı tanımlıyor ve o tanıma yakışmaya çalışıyoruz. Umalım, dileyelim ve bunun için adına hayat denen bu en güzel mesaiyi öylesine hak edelim ki, bir gün bizim arkamızdan da aynı tümceleri kursunlar.
Tuhaf, saçma, anlamsız, utanç ve esef verici ama hiç biri rastlantı olmayan, planlı programlı bir siyaset gereği taammüden yaşatılan bir cehennem ve akıl tutulması gündemi içindeyiz. Ferhan Şensoy........
