menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Odysseus'un yolculuğu-4. İthaka: Eve dönmek yetmez!

21 0
previous day

Son günlerde yeniden gündeme gelen Homeros'un Odysseia destanını, kısa anlatılarımız ve yorumlarımızla ele aldığımız dört yazılık dizinin sonuncusunu dikkatinize sunuyoruz. Önceki yazılara

“https://12punto.com.tr/yazarlar/sefa-taskin/odysseusun-yolculugu-1-151301” 

https://12punto.com.tr/yazarlar/sefa-taskin/odysseusun-yolculugu-2eve-giden-yol-insandan-geciyordu-152047”

https://12punto.com.tr/yazarlar/sefa-taskin/odysseusun-yolculugu-3-insanin-sinandigi-deniz-152787

bağlantı adreslerinden ulaşabilirsiniz.

___________________________________________

Anadolu kıyılarından yola çıkalı yirmi yıl geçmişti.

On yıl Troya’da savaşta.

Kan ve ölümün gölgesinde…

On yıl azgın dalgaların arasında…

Tuz kokusunda, rüzgarların uğultusunda…

Denizlerin tanrısı Poseidon’un öfkesiyle...

Birbirinden farklı serüvenlerin kucağında…

Nice yoldaşı can vermişti Odysseus’un, evlerine ulaşma uğruna...

Şimdi adalarında, İthaka’daydı!

(Odysseus’un yolculuğu. Temsili resim. Yapay Zekâ)

Odysseus zorlu yolculuklardan sonra artık İthaka'ya dönmüştü.

Ama evi olan sarayında başka adamlar vardı.

Karısı Penelope'yle evlenmek isteyen yüz sekiz talip...

Odysseus yirmi yıldır yoktu.

Artık dönmeyeceğini, öldüğünü düşünüyorlardı.

Penelope'ye eş olmak yalnızca güzel ve soylu bir kadınla evlenmek değildi.

Odysseus'un servetine ve İthaka'daki iktidarına el koymak anlamına da geliyordu.

“Sanki birinin yerini almak, onun gücüne de sahip olmak demekmiş gibi…”

Malının mülkünü tüketiyorlardı...

Hayvanlarını kesiyor...

Şarabını içiyorlardı.

(John William Waterhouse. Penelope ve talipleri. 1910)

Penelope yıllarca onları oyalamıştı.

Yaşlı kayın babası Laertes için bir kefen dokuduğunu...

Kefen bitince taliplerin içinden biriyle evleneceğini söylemişti.

Oysa gündüz dokuyor...

Gece söküyordu kefeni.

Sonunda hizmetçilerinden biri bu sırrı taliplere söyledi.

Penelope'nin zamanı daralıyordu.

(Sidney Harold Meteyard (1868–1947). Penelope dokumatezgâhı başında)

Bu sırada Odysseus’un oğlu Telemakhos artık çocuk değildi.

Odysseus Troya’ya giderken onu güvendiği dostu Mentor’a emanet etmişti. 

Destanda Athena da zaman zaman Mentor’un kılığına girerek Telemakhos’a yol gösterecekti. 

Mentor’un adı zamanla bir özel ad olmaktan çıkacak; deneyimiyle yol gösteren, öğüt veren kişi anlamında kullanılacaktı.

Telemakhos gençti ama annesinin yanında dirençle duruyordu.

Odysseus’un tahtını kolay kolay vermek istemiyordu. Taht onun hakkıydı.

Babasını aramak için Yunanistan anakarasında Pelponnessos yarımadasına, Pylos'a ve Sparta'ya gitmiş...

Babasının komutan yoldaşları Nestor ve Kral Agemmenon’un kardeşi Menelaos'la konuşmuş...

Odysseus'un yaşadığına dair haber toplamıştı.

Onun ölmediğinden umutluydu.

Yolu boyunca kurulan tuzaklardan, babasının koruyucu tanrıçası Athena Telemakhos’ugözetti ve İthaka'ya geri getirdi.

Odysseus İthaka kıyısında uyanıp kendini toparladıktan sonra ona hep sadık kalmış, gözleri yaşlılıktan körelmiş domuz çobanı Eumaios’un (Efmeyos) kulübesine varmış, onu tanımayan çobandan saraydaki durum hakkında bilgi almıştı. 

Baba ile oğul, domuz çobanı Eumaios'un kulübesinde karşılaştılar.

Telemakhos önce karşısındaki yaşlı dilencinin babası olduğuna inanmadı.

Tanrıça Athena Odysseus'un görünüşünü değiştirdi.

Ve yirmi yıl sonra baba ile oğul birbirlerine sarıldılar.

Ama ağlayacak zamanları yoktu.

Birlikte sarayı geri almak için plan yaptılar.

(Richard Esthall .1810. Telemakhos, Mentor ve Athena)

Odysseus yaşlı bir dilenci görünümünde kendi sarayına girdi.

Ama avluda yaşlı bir köpek yatıyordu.

Odysseus Troya'ya giderken çok küçüktü.

Ama yanına gidecek gücü yoktu.

Odysseus gözyaşını gizledi.

Argos efendisinin döndüğünü gördükten sonra öldü.

Saraydaki insanlar Odysseus'u tanımamıştı.

Demek ki sevgi, bir hayvandan gelse de yıllara yenilmiyordu.

(Briton Rivière (1840–1920). Argos ve Odysseus. 1885)

Saraya dilenci kılığında giren Odysseus'u, salonda toplanmış talipler aşağıladı.

“Bu pis dilenci ne arıyordu sarayda!”

Bunu işiten Penelope konukla ilgilendi. 

Misafirperverlik en önemli erdemdi.

Üstelik onun Odysseus hakkında bir şeyler biliyor olabileceğini düşünüyordu.

Yabancının ağırlanmasını buyurdu.

Gece yaşlı hizmetçi Eurykleia (Evrikleya) yabancının ayaklarını yıkadı.

Bacağındaki eski yara izini gördü.

Gençliğinde çıktığı bir av sırasında bir yaban domuzunun açtığı yaraydı bu.

Eurykleia Odysseus'u çocukluğundan beri tanıyordu.

Ellerinde büyümüştü neredeyse!

Bir anda gerçeği anladı.

Az kalsın bir çığlık atacaktı.

Karşısındaki dilenci, efendisi Odysseus'tu.

Odysseus onu susturdu.

Henüz kimse bilmemeliydi.

Odysseus yüzünü değiştirebilirdi.

Giysisini değiştirebilirdi.

Adını saklayabilirdi.

Ama geçmişinin bedenine bıraktığı izi silemiyordu.

Zaman her şeyi örtemez!

(Gustave Boulanger,Eurykleia, Odysseus'u bacağındaki yara izinden tanıyor. 1849)

Penelope ise hâlâ gerçeği bilmiyordu.

Taliplerden kurtulmak için son bir sınav hazırladı.

O da artık kefen örtmekten bıkmıştı.

Bu durumu bitirmeliydi.

Odysseus'un yayı getirilecekti.

Yayı gerebilen ve oku on iki balta deliğinden geçirebilen adamla evlenecekti.

Sarayın büyük salonunda ortam hazırlandı.

Talipler tek tek denediler.

Odysseus’un yayını........

© 12punto