menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İzmir'in ilk insanları-3- İlk adımın çocukları

38 0
02.08.2026

__________________________________________________

Bu yazı, İzmir'de son zamanlarda bulunan bize benzer insanların ilk izleri bağlamında insanlığın hikayesini anlatan üç bölümlük dizinin sonuncu yazısıdır. Dizinin birinci ve ikinci  yazılarını 12 Punto İnternet gazetesi sitesi

  https://12punto.com.tr/yazarlar/sefa-taskin/izmirin-ilk-insanlari-1-144223   ve https://12punto.com.tr/yazarlar/sefa-taskin/izmirin-ilk-insanlari-2-dunyaya-nasil-yayildik-144938  adreslerinden bulabilirsiniz.

________________________________________________________

İnsan soyu ve ataları bin bir zorlukla, değişik koşullarda varlığını sürdürmek için evrimleşe evrimleşe bugünlere geldi. 

Afrika'nın zorlu koşullarında ortaya çıkan Homo sapiens'in (akıllı insanın, yani bizim) bir kısmı Afrika'da kalırken, bir kısmı da kıtayı terk etti.

Bu topluluklardan biri yaklaşık 60 bin yıl önce Anadolu'ya ulaştı, Asya ile Avrupa arasından bir köprü gibi uzanan bu eşsiz coğrafyayı yurt edinmeye başladı.

Ancak onlardan çok önce, Afrika'dan ayrılan başka insan türleri de vardı.

Bunlardan biri olan Homo erectus (dik yürüyen insan) 

yaklaşık 1,85 milyon yıl önce kuzeye doğru büyük yolculuğuna çıktı.

Kafkasya'da, Gürcistan'ın başkenti Tiflis yakınlarındaki Dmanisi'de bulunan Homo erectus fosilleri yaklaşık 1,85 milyon yıl öncesine tarihleniyor.

 Afrika'dan çıkan bu ilk insanların Kafkasya'ya ulaşabilmeleri için Anadolu üzerinden geçmiş olmaları en güçlü olasılıktır. 

Bu nedenle Homo erectus'un Anadolu'ya yaklaşık 1,8 milyon yıl önce ulaştığı kabul edilmektedir.

Yani Homo sapiens'ten çok önce, Anadolu topraklarında Homo erectus yaşıyordu.

Başka bir deyişle, Anadolu'ya ulaşan ilk insan türü Homo sapiens değil, Homo erectus'tu.

(Homo erectus taş işliyor.Temsili resim. https://x.com/histories_arch/status/1938583869139128366?utm)

Afrika'nın doğusundaki Büyük Rift Vadisi'ni izleyerek Ortadoğu'ya ulaşan bu ilk insanlar, Levant Koridoru (Filistin-Batı Suriye-Lübnan) üzerinden büyük olasılıkla Hatay yoluyla Anadolu'ya girdiler.

Anadolu'daki Homo erectus varlığını gösteren en önemli kanıtlardan biri Niğde Kaletepe, diğeri ise Denizli-Kocabaş buluntularıdır.

Niğde'deki Kaletepe Deresi 3 yerleşiminin yaklaşık 1 milyon yıl öncesine tarihlenen alt katmanlarında bulunan iki yüzlü el baltaları, yongalama aletleri ve nacaklar, Homo erectus'un Anadolu'daki varlığını güçlü biçimde ortaya koymaktadır.

(Aşölyen yöntemiyle yontulmuş taş)

İnsanlığın gelişiminde büyük bir adım olan, kullanımıyla yaşamı daha kolaylaştıran iki yüzü de yontulmuş taştan yapılmış el baltaları ilk yapan Homo erectus’tur. 

Niğde’deki bu buluntular, Afrika'da geliştirilen ve ilk örnekleri Fransa’nın kuzeyinde Saint Acheul’de bulunduğu için Aşölyen (Acheulean) adıyla anılan bu taş alet teknolojisinin Afrika’dan Anadolu'ya da taşındığını göstermektedir.

Yaklaşık 1,76 milyon yıl önce Afrika'da geliştirilen bu teknoloji, taşın iki yüzünün de planlı ve simetrik biçimde yontulmasına dayanıyordu. Bu nedenle bu aletlere iki yüzlü ya da çift yüzlü el baltası adı verilmektedir.

Bu yenilik, insanlık tarihindeki ilk büyük teknolojik devrimlerden biriydi. Kesme, parçalama, deri yüzme ve ağaç işleme gibi birçok işi kolaylaştırarak erken insan topluluklarının doğaya uyum yeteneğini önemli ölçüde artırdı.

(Deneysel Aşölyen balta)

İstanbul Küçükçekmece Gölü kıyısındaki Yarımburgaz Mağarası ile Antalya'daki Karain Mağarası'nda ele geçen Alt Paleolitik (Taş Devri)  buluntular da Anadolu'da yüz binlerce yıl boyunca farklı insan türlerinin yaşadığını göstermektedir. Ancak bu buluntuların bir bölümünün Homo erectus, bir bölümünün ise Homo heidelbergensis dönemine ait olabileceği düşünülmektedir.

Batı Anadolu'daki en eski insan izleri ise Gediz Havzası'nda ele geçen yaklaşık 1,2 milyon yıllık taş aletler ile Denizli-Kocabaş kafatasıdır.

Demek ki Batı Anadolu, insanlık tarihinin en eski göç yollarından biriydi. 

Milyonlarca yıl önce bu topraklarda Homo erectus dolaşıyor, geyik sürülerini izliyor, Anadolu parsı ve sırtlan gibi yırtıcılardan korunarak yaşam mücadelesi veriyordu.

(Homo erectus ailesi. Temsili resim. https://portal.azertag.az/encyclopedia/post/18751?utm

Yaklaşık 700–600 bin yıl önce Afrika'da yaşayan bazı Homo erectus toplulukları zaman içinde yeni bir insan türüne evrimleşti: Homo heidelbergensis insanı. Bu ad Almanya’da Heidelberg kenti yakınında bulunmuş izlere izafeten verilmiş.

Bu yeni tür de ataları gibi Afrika'dan ayrılarak Avrupa ve Batı Asya'ya doğru yayıldı. Anadolu ise yine bu büyük göçün en önemli geçitlerinden biriydi. Bu nedenle Homo heidelbergensis'in Anadolu'ya yaklaşık 700 bin yıl önce ulaşmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Yunanistan'ın kuzeydoğusundaki Petralona Mağarası'nda bulunan ünlü kafatasıyla benzer morfolojik özellikler taşıması nedeniyle, Denizli-Kocabaş kafatasının da Homo erectus'tan çok Homo heidelbergensis'e ait olabileceğini ileri süren araştırmacılar da bulunuyor.

Ancak bu görüş henüz kesinlik kazanmadı. Eğer ileride yapılacak çalışmalar bu değerlendirmeyi doğrularsa ya Kocabaş buluntusunun yaşı ya da Homo heidelbergensis'in evrim kronolojisi yeniden gözden geçirilmek zorunda kalacaktır.

(Denizli Kocabaş traverten alanı ve burada bulunan kafatası. https://www.cnnturk.com/teknoloji/bilim/denizli-adami-insanligin-dunyaya-yayilisina-isik-tuttu-458083?utm)

Yaklaşık 400 bin yıl öncesine tarihlenen Yarımburgaz ve Karain mağaralarının alt tabakalarında ele geçen taş aletlerin de büyük olasılıkla Anadolu'da yaşayan Homo heidelbergensis topluluklarına ait olduğu düşünülüyor.

Ancak Homo erectus ile Homo heidelbergensis'i birbirinden ayırmak sanıldığı kadar kolay değildir.

Çünkü her iki tür de Alt Paleolitik (Eski Taş) Çağ'ın karakteristik Aşölyen (Acheulean) taş alet kültürünü kullanıyordu. İki yüzü de özenle yontulmuş el baltaları, nacaklar ve iri kesiciler her iki türün de ortak mirasıydı.

Bununla birlikte, Homo heidelbergensis dönemine ait bazı aletlerin işçilik, simetri ve biçim açısından daha gelişmiş örnekler olduğu görülüyor.

Yine de yalnızca taş aletlere bakarak bunların hangi insan türü tarafından yapıldığını kesin olarak söylemek mümkün değildir. 

Fosil kalıntılarıyla birlikte bulunmadıkları sürece, taş aletler tek başına tür tayini için yeterli kanıt oluşturmaz.

Homo erectus’tan evrimleşen Homo heidelbergensis ise yüz binlerce yıl sonra aynı göç güzergâhını izleyerek bu topraklara geldi.

Böylece Anadolu, milyonlarca yıl boyunca farklı insan türlerinin peş peşe geçtiği büyük bir göç koridoruna dönüştü. 

Aynı vadilerden yürüdüler, aynı su kaynaklarından içtiler, aynı av hayvanlarının peşine düştüler. Aralarında yüz binlerce yıl vardı; fakat izleri çoğu zaman aynı topraklarda üst üste birikti.

(Homo heidelbergensisler avlanıyor. Temsili resim.https://www.lescienze.it/news/2020/05/04/news/homo_heidelbergensis_bastone_lancio_caccia_paleolitico-4721564/?utm)

Yaklaşık 700 bin yıl önce Afrika'dan Avrupa'ya yayılan Homo heidelbergensis topluluklarının bir bölümü, 430–400 bin yıl önce uzun bir evrim sürecine girerek Neandertallere dönüştü.

Buzul Çağı'nın sert iklim koşullarına uyum sağlayan bu insanlar, yaklaşık 250 bin yıl önce klasik Neandertal özelliklerini kazandılar.

Anadolu'daki izleri de bu dönemlerden itibaren görülmeye başlar.

Türkiye'deki en önemli Neandertal buluntuları Antalya Karain Mağarası'ndan geliyor. Burada bulunan diş, ön kol, el parmakları ve ayak bileği kemikleri, Anadolu'da Neandertal insanlarının yaşadığını açık biçimde gösteriyor.

(Antalya-Karain’de bulunmuş  Neandertallerin Musteryen işçiliğiyle yapılmış taş aletler)

Karain yalnız değildir.

Denizli'nin Honaz ilçesi Aydınlar Mahallesi Su Deresi mevkisinde bulunan taş aletler de Neandertallere özgü özellikler taşıyor. 

Bölgede kaliteli çakmaktaşından yapılmış, Levallois tekniğiyle önceden planlanarak yontulmuş çekirdekler, sivri uçlar ve kenar kazıyıcılar ele geçirilmiş.

Ayrıca Neandertallerin karakteristik taş endüstrisi olan Musteryen (Mousterian) kültürüne ait ince işçilikli aletler de bulunmuş.

Bu buluntular, yaklaşık 250–60 bin yıl önce Batı Anadolu'da Neandertal topluluklarının yaşadığını gösteriyor.

(Bir Nandertal ailesi. Kadınlar homo sapiens kadınlarına benziyor. Temsili resim. https://www.chosun.com/english/industry-en/2026/03/05/C6VMOCD4ORESBIXNJ2KMOXJWRA/?utm)

Batı Anadolu'nun en dikkat çekici Neandertal yerleşmelerinden biri ise Uşak'ın Banaz ilçesindeki Sürmecik açık hava yerleşmesidir.

Yaklaşık 200 bin yıl öncesine tarihlenen bu alanda 88 binden fazla taş eser gün ışığına çıkarıldı.

Buluntular arasında Levallois  (okunuşu Levalva) çekirdekleri, Musteryen sivri uçları, kenar kazıyıcılar, el baltaları ve hayvan derilerini işlemede kullanılan çeşitli taş aletler bulunuyor.

Aynı tabakalarda ele geçen at ve yabani sığır fosilleri, Neandertal topluluklarının bu hayvanları avladığını gösteriyor.

(Uşak-Banaz- Sürmecik buluntuları)

Araştırmalar, Sürmecik'in yalnızca kısa süreli bir av kampı değil, aynı zamanda taş alet üretiminin gerçekleştirildiği önemli bir açık hava yerleşmesi olduğunu ortaya koyuyor.

Bugün birçok araştırmacıya göre Sürmecik, Neandertal dönemine ait buluntu zenginliği bakımından Türkiye'nin en önemli........

© 12punto