Işık altındaki sergiler, gölgede kalan taşlar! Susmak olmaz
TAŞ YERİNDE AĞIRDIR-170. UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM.
Anadolu’daki Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de bulunan çok eski heykel ve eserler, T.C. Kültür Bakanlığı tarafından Roma’dan sonra şimdi Berlin’de açılan bir sergiyle tanıtılıyor.
10 Şubat 2026’da açılan sergiye T.C. Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Federal Almanya Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, T.C. Berlin Büyükelçisi Gökhan Turan, Alman Arkeoloji Enstitüsü Başkanı Friederike Fless, sergi fotoğraf sanatçısı Isabel Muñoz, Taş Tepeler Projesi Başkanı Necmi Karul ve Almanya Ön Asya Müzesi Direktörü Barbara Helwing de katıldı. Sergi, 19 Temmuz 2026’ya kadar açık kalacak.
Serginin teması: “Toplumun Keşfi: Göbeklitepe, Taş Tepeler ve 12.000 Yıl Önceki Yaşam”.
Türk Bakan Ersoy, serginin açılışında yaptığı konuşmada, “Arkeolojinin ortak hafızanın üzerindeki toz ve toprağı kaldırarak insanlığı ayrıştırmanın değil, birleştirmenin aracı olduğunu” vurgulamış.
Alman Bakan Wolfram Weimer da“serginin Türkiye dışında, Berlin’de Müzeler Adası’nda sergilenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirmiş; sergide yer alan eserlerin insanlık ve medeniyet tarihi açısından olağanüstü bir öneme sahip olduğunu vurgulamış, bu bulguların arkeoloji alanında yeni bir ufuk açtığını” ifade etmiş.
Gösterim, Berlin’in ortasından geçen Spree Nehri üzerindeki, çamura batmakta olduğu söylenen, henüz batmamış ek müzelerden “James-Simon-Galerie”de yapılıyor.
Bu galeri, Bergama’dan ve Anadolu’dan kaçırılmış binlerce eserin tutulduğu Pergamon/Bergama Müzesi’nin bulunduğu adanın üzerindedir; onunla bağlantılıdır ve ondan yaklaşık 150 m uzaklıktadır.
Pergamon Müzesi’ne ek olarak yapılan bu binaya, ünlü şaheser Nefertiti büstünü Mısır’dan çıkaran kazıyı finanse eden James Simon’un adı verilmiştir.Kazıyı yapan arkeolog da Alman Ludwig Borchardt’tır.
Bilindiği gibi içinde Bergama’dan kaçırılmış Zeus Sunağı’nın da yer aldığı Pergamon Müzesi’nin yanı başındaki bu serginin açılışını yapan Türk ve Alman bakanlar, hemen yanlarındaki Bergama’dan, Gaziantep’ten ve Anadolu’nun birçok yerinden kaçırılan eserlerden hiç söz etmemişler.
Sanki onlar yokmuş gibi davranmışlar.
Sanki onlar Anadolu’dan kaçırılmamış gibi.
Sanki bu adadaki depolar tıka basa Anadolu eserleriyle dolu değilmiş gibi.
Ancak Türk konukların muhakkak içleri sızlamıştı!
Üstelik insanlık tarihinin en eski ve en anlamlı Taş Tepe eserleri, adı kültürel miras tartışmalarıyla anılan bir bağışçı olan James Simon’un adının verildiği sözüm ona bir galeride sergileniyor.
Umarım, birçok kaçırılmış tarihî eserimizin ülkemize geri getirilmesini için yoğun çaba harcayan Kültür Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy, Berlin’deki kaçırılmış eserlerimizin de peşini bırakmaz.
(Bergama’dan kaçırılan Zeus Sunağını çevreleyen mermer heykelimsi kabartmalardan, o çağın baş tanrısı Zeus’u devler/titanlarla savaşırken gösteren friz)
Göbekli Tepenin Türkiye’den geçici olarak getirilen özgür heykelleri muhakkak Berlin’de, burada tutsak Anadolu eserlerine kucak dolusu selam ve sevgi götürmüşlerdir!
Öyleyse, bakın yakın geçmiş neler diyor?
Bergama’dan Zeus Sunağı ve Anadolu’nun tarihî eserleri nasıl kaçırılmış?
Bugün Berlin’de, insanlığın en eski taş hafızası ışıklar altında anlatılıyor.
Aynı adada, birkaç adım ötede ise yerinden koparılmış taşlar, boynu bükük sessizce duruyor.
Sergi salonlarında “ortak miras” sözleri yankılanırken, sürgün edilmiş eserlerin gölgesi duvarlara vuruyor.
Taş konuşur, iz saklamaz. Toprak unutmaz.
O yüzden şimdi yüzümüzü yeniden Bergama’ya çeviriyoruz.
Çünkü orada anlatılan yalnız bir kazı değil — yerinden edilen belleğin, sökülen tarihin ve taşla birlikte göç ettirilen hakikatin hikâyesidir.
Zeus Sunağı’nın yolculuğu, yalnız geçmişe değil, bugüne de sorulan bir sorudur.
(Türk ve Alman bakanlar Berlin’de Göbekli tepe ve Taş Tepeler eserleri sergisinin açılışında)
Bergama’nın Zeus Sunağı insanlık tarihinde yaratılmış en eşsiz eserlerden biridir.
İ.Ö. ve 2. yüzyılda, Batı Anadolu’nun büyük bir kısmını yöneten Pergamon kralları tarafından yapılmış, üç katlı bir apartman büyüklüğünde mermer bir yapıdır.
Bu yapı yalnızca bir anıt değil, aynı zamanda dönemin siyasi gücünün ve estetik anlayışının somut bir ifadesidir.
Dış ve iç duvarları friz denilen heykelimsi mermer kabartmalarla kaplanmıştır.
Bu........
