menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyümede boğulan motor: Sanayi için 'köprüden önce son çıkış'

23 0
12.09.2026

Bu ara örneğin, otomobiliniz ve/veya bulaşık makinanız bozulmayagörsün... Her ikisi bozulursa daha fena. Zira yine rezervuar takımı bozulduğunda olduğu gibi, yerli sanayinin içinde bulunduğu durumu bir çırpıda kavrarsınız.

İlk iki konuda yedek parçanın dışardan geldiği, yerli tedarikçinin stoksuz çalıştığı durumlar ortaya çıkar. Bu arada ünlü rezervuar takımcısı iflas etmiştir. Yerine gelenler o kadar kaliteli olmasa da daha yüksek fiyat çekerler, çünkü “arz sıkıntı halindedir”. Tesisatçılar da bu durumu bildiklerinden kendi haklarını söke söke alırlar tabii haliyle.

Otomobiliniz otomatik araçsa ve şanzıman da dışa bağımlıysa, içerde döktüğünüz bakım ücretleri de hiçbir işe yaramayabilir. Asıl elektronik parçadaki bağımlılık dışarıdan çünkü, o da zaman alıyor. Bulaşık makinası için yine dışarıdan parçalar.

Bu tüketim araçlarından da anlayabileceğimiz gibi sanayi-finans içiçeliği sanayiye hiç yaramadı buralarda. Küresel zincirin zayıf halkası oldunuz mu, pahalı sermaye girişine mahkûm olursunuz. Uzun yıllardır böyle ama bu ara mevzu daha derin...

SERMAYE KITLIĞI VE ENERJİ MALİYETİ

Dezenflasyonist para politikasında çok yüksek faize bağlı olarak sermaye kıtlığı yaratılıyor. Örneğin KOBi’lerde her gün alacak, verecek ve tahsilat dışında üretimle ilgili bir konuşma yok. Eylülde imalat sanayii, kapasitesinin altında üretim gerilemesinde 30’uncu aya giriyor (“pmi” endeksi, iso). Sanayi üretim endeksi son üç aydır geriliyor buna koşut olarak. İki ay geriden öğrendiğimiz için ağustostaki gerilemeyi henüz göremedik. O da gerileyecek muhtemelen, fakat eylül, tamamen sermaye giriş ve çıkış koşullarıyla enerji maliyetlerine bağlı.

Oysa küresel “pmi endekslerinde” Batı Avrupa, ABD ve Çin’de artış var, bir tek Fransa sınıra yakın. Diğerleri eşik değer 50’nin üzerinde, yani dışarıda sanayi üretimi maliyetli de olsa, artıyor.

Öte yandan Türkiye’de son beş yılda imalat sanayisinin ulusal gelirdeki payı (TÜİK verisine göre) yüzde 22,1’den yüzde 15,6’ya geriledi. Başta hazır giyim, tekstil ve deri gibi sektörlerde olmak üzere 160 bine yakın insan istihdamdan düştü, işsiz kaldı... Geçtiğimiz haziran ayında 108 bin kişilik yeni istihdam (Tepav raporu) yaratan imalat sanayi eski kapasitesine ulaşamadı. Finansman ve enerji maliyetleri çok yüksek olduğundan belirsizliğe devam. Tekstil ve hazır giyimdeki kayıplar devam ediyor. Otomobildeki teknolojik dönüşümün getirdiği ve getireceği sorunlar kapıda...

Geçtiğimiz hafta TCMB tarafından faizler sabit tutulduğuna göre, sanayide “faaliyet dışı” gelirler sürüyor. Sözün kısası sanayide yeni proje geliştirme, verimlilik artışı hak getire... Sanayici boştaki sermayesini yeni yatırıma değil, faiz geliri elde etmek üzere bankaya yatırıyor. Bankacı da yüksek faizli ihtiyaç kredileriyle kârlarını enflasyondan koruyor. Oysa başta belirttiğimiz gibi kürede bir sanayi dönüşümü yaşatan üretim artışı var. Hatta oradan kaynakların aşırı tüketimi nedeniyle gelen enflasyon eğilimi bile var. ABD’de üretici fiyatları yüzde 5’i geçerek sinyal veriyor.

Türkiye’de ise finansman maliyetleri, enerji maliyeti gibi tüm girdi maliyetlerinin üstüne çıkınca, sanayici artan parasını bankaya teslim ediyor. Günlük vadeli finans işlemlerinden elde edilen faiz geliri........

© 12punto