menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Duran Bülbül yazdı: Yozlaşma ve temiz toplum

14 0
10.12.2025

Türkiye'de yaşanan yozlaşma sürecinin getirdiği bir arayış pek çok mekanizmayı harekete geçirmiştir. Son 25 yıl içinde gerçekleşen çok büyük boyutlardaki yolsuzluk ve rüşvet olayları Türk toplumunu olumsuz yönde etkileyerek, değer yargıları üzerinde de önemli değişikliklere yol açmıştır.

Toplumdaki gelir dağılımı aşırı ölçüde bozularak, geniş halk kitlelerinin refahının azalması pahasına bazı kişi ve gruplara büyük refah transferleri yapılmıştır. Diğer yandan süregelen enflasyonun olumsuz etkileri, yolsuzluk, vurgun, talan düzeninin yol açtığı olumsuz etkilerle birleşerek toplumda derin yaralar açmıştır.

Hızla değişen koşullara uymakta (uydurulmakta) geciken yasal düzenlemeler, mevzuat boşluklarına yol açmış ve suistimale uygun ortamları da hazırlamıştır. Adalet mekanizmasının hantallıktan kurtarılamaması da davaların görülmesinde gecikmelere neden olmuştur. Bu da yargı sistemine olan güvenin zedelenmesine yol açmıştır.

Ürettiğinden daha çok tüketen ülkemizde artık iş bulmak, işyeri açmak, hastane hizmetlerinden yararlanmak, imar vb. izinleri alabilmek çoğunlukla hemşerilik, iltimas ilişkileri ile yürütülür hâle gelmiştir. Öyle ki normal yapılması gereken işlerin yapılmaması ve kuralların herkese eşit olarak uygulanmaması nedeniyle insanlar hizmetleri büyük bir minnetle karşılar hâle gelmişlerdir.

Ülkemizde de son yıllarda siyasal yaşam, siyasal kültür ile siyasal yapı ve kurumlarda bir ahlak çöküntüsünün varlığından sıkça söz edilmektedir. Bu ahlak çöküntüsü maalesef toplumsal yaşamın diğer yapı ve kurumlarına, toplumsal kültüre de yansımaktadır. Daha açık bir ifadeyle siyasette yaşanan kirlilikler ve yozlaşmaların bir sonucu olarak ekonomide, medyada, bilim dünyasında ve aile kurumunda ahlaki değer yargılarının giderek bozulduğu görülmektedir.

“Balık baştan kokar” ve “Bir baş soğan, bir kazanı kokutur” atasözlerimiz kanaatimizce anlatmak istediğimizi en veciz şekilde ifade etmektedir. Devleti yönetenlerin ahlaki değerleri, davranış ve eylemleri şüphesiz diğer toplumsal yapı ve kurumlar üzerinde etkili olmaktadır. En başta devleti yönetenlerin ekonomik güç ve yetkilerinin “sınırsız” olması ve bunun sonucunda ekonomi politikalarının yeniden seçilebilmek amacı doğrultusunda kullanılması ekonomik düzeni ve yapıyı tümüyle tahrip etmektedir.

Kanaatimce bugün içinde yaşadığımız kronik enflasyon, bütçe açıkları, borç batağı ve diğer ekonomik sorunların temel sorumlusu siyasal iktidarlardır (merkezî ve yerel). Siyasetçiler için en iyi ekonomi politikaları, maalesef seçimi kazandıracak reçetelerdir. Siyasal iktidarların ve........

© 12punto