Acı gerçek: Talepsiz halka her gün 12 Eylül
Yarın 12 Eylül'ün yıldönümü ve biz bugündeyiz.
Bugün hâlâ süren, iyice İslamcılaştırılmış bir “eylülist” iktidar altındayız: III. Abdülhamid rejimi.
Bugün bir sorumuz var ve bu, epey baharatlı: Siyaset, yoksul halkın acil ihtiyaçlarını birer talebe dönüştürmesini sağlamak için de yapılmıyorsa eğer, başka ne için yapılıyor?
Neden değişen bir şey yok?
Çünkü hiçbir halk, “serbest piyasa ekonomisinde” (faşizm de böyle bir piyasanın üzerinde yükselir) yoksulluğun nedenlerini sorgulamaz. Şikâyet eder, o kadar. Bu, bir bilinç halidir ve dışarıdan taşınır. 20'nci yüzyılın başından beri zenginlerin, yani para ve fabrika vs. sahiplerinin en korktuğu şey budur: Ya halk, bunların gözündeki “ayak takımı” yani, ihtiyaçlarını birer talebe dönüştürürse?
Yani ayaklar baş olabileceğini düşünmeye başlarsa...
Ankara'nın İslamcıları sürekli ve neredeyse her gün, her türlü hukuksuzluğu göze alarak, bunun testini yapıyor işte: Halk, yoksunluklarını talepleştiriyor mu, yoksa “başa gelen çekilir” modunda yaşayıp gidiyor mu? Bunu ölçüyorlar durmadan. Çok korkuyorlar çünkü.
Temel haklarını talepleştiren ve daha iyi, eşit, özgür bir yaşam sürebileceğini, bunun için mevcut yerleşikliğin gerekirse değiştirilmesi gerektiğini ilan eden her halk, rejimi fena sarsar. Sokaklarda, fabrikalarda, pazarlarda, okullarda, hastanelerde, kamu........
