'Soykırım' iftirasını da mı dert etmeyelim?!
Bölücü terör örgütü PKK’nın kazanda 100 keleş yakma şovundan bir gün sonra Erdoğan “terörsüz Türkiye” sürecini kastederek, “AK Parti, MHP ve DEM Parti olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdiklerini” açıkladı. Projenin, “Bir müzakere, pazarlık, al ver sürecinin neticesi olmadığını” vurgulayan Erdoğan, “Sadece Kürt vatandaşlarımızın değil, Irak ve Suriye'deki Kürt kardeşimin meselesi de bizim meselemizdir.” diye de ekledi.
AKP, MHP ve DEM’in birlikte yürüdüğü “yol” nasıl bir yol; son bir haftadaki üç olay üzerinden anlatalım.
Cuma günü Ermeni soykırım iftirasının 111’inci yıldönümüydü.
Ankara’nın, “ayakları yere basıyor” zannıyla yere göğe sığdıramadığı Ermenistan Başbakanı Paşinyan, bu yıl da sözde soykırım iftirasını anıp Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanıyla birlikte “soykırım anıtı”na çiçek bıraktı.
Yine Ankara’nın “gözünün üstünde kaşı var” bile diyemediği Trump, “soykırım” yerine “büyük felaket” ifadesini kullanırken, geçen yılki mesajından farklı olarak Osmanlı İmparatorluğu hatırlatmasında bulunmadı. Ülkemize gönderdiği sömürge valisi Tom Barrack’ın, “Osmanlı millet sistemini” övmesi ve önermesi nedeniyle olsa gerek!..
Ankara’nın bir diğer önemli dostu Putin ise açıktan “soykırım” dedi ve bu tür "barbarlıkların” yaşanmaması için uluslararası topluma güç birliği yapma çağrısında bulundu.
Nihayetinde liberal bir yazarın ifadesiyle; 24 Nisan bu yıl da, “Sorunsuz, diplomatik krizsiz atlatıldı. Türkiye anma düzenleyen, 1915’te yaşanan trajediyi soykırım olarak adlandıran hiçbir ülkeden Büyükelçisi’ni geri çağırmadı, herhangi bir tehditte bulunmadı, resmen cevap vermek ihtiyacı dahi duymadı.”
Ancak Müslümanlığı ve İsrail karşıtlığıyla ön plana çıkan New York Belediye Başkanı Mamdani, “Osmanlı........
