Otomotivde anahtara erişim zorlaştı
Türkiye’de otomotiv sektörü 2025 yılını güçlü satış ve ihracat rakamlarıyla kapattı. İlk bakışta tablo hala canlı görünüyor. Ancak 2026’nın ilk çeyreği kapanırken sektörün dinamiği belirgin şekilde değişmiş durumda. Artık temel soru ‘talep var mı?’ değil. Talep var. Hem de güçlü. Asıl soru şu: Bu talep satın almaya dönüşebiliyor mu?
Bugün otomobil piyasasında belirleyici unsur erişim. Yılın ilk aylarından gelen veriler bunu açıkça gösteriyor. Şubat ayında satışlar yüzde 8,21 daraldı. İlk iki ay toplamı 130 bin 831 adet ile geçen yılın hafif altında kaldı. Pazar halen diri, ancak hız kaybediyor. Mart ayı için ise beklenti 100 bin adet bandında. Bu da geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 13’lük bir daralma anlamına geliyor ve son dört yılın en zayıf mart performansına işaret ediyor. Şubatla başlayan düşüşün martta sertleşmesi, ilk çeyrek sonuçlarını da doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.
BU YAVAŞLAMA TESADÜF DEĞİL
Piyasada ciddi bir tedirginlik var. Çevremizde süren savaş ortamı ve yükselen petrol fiyatları tüketici davranışını doğrudan etkiliyor. Takvim etkisini de unutmamak gerekiyor. Mart ayının büyük bölümünün Ramazan dönemine denk gelmesi zaten yavaşlamaya başlayan talebin daha da frene basmasına neden oldu. Ancak tabloyu yalnızca bu başlıklarla açıklamak yeterli değil. Asıl kırılma, finansman cephesinde yaşanıyor.
Uzun yıllar boyunca Türkiye’de otomobil talebi gelir-kredi dengesiyle ayakta tutuldu. Gelir artmasa bile krediyle talep canlı kalabiliyordu. Faizlerin düşük, vadelerin uzun olduğu dönemlerde tüketici fiyat artışlarını tolere edebiliyordu. Otomobil, zorlaşsa da ulaşılabilir bir ürün olmaya devam ediyordu.........
