Güzellik de neymiş (matematik)
Fikri hür, vicdanı hür, güzel insanlar.
Sanatın aynasından bakmaya devam…
Bugün bize sanatın aynasından görünen; yine güzellik ama matematiğin içinde güzellik…
Matematiği bir kez daha yazayım da derdimiz tam anlaşılsın…
Matematik ve güzellik.
Öğrencilik yıllarından itibaren Matematikle ilgili hoş anıları olmayan ve tabi ki zamanında matematikle başı belaya girmiş ve hala enflasyon-maaş zammı ilişkisi üzerinden sonlandırılamayan matematiksel hesaplamalar yüzünden başı hala belada olanlar; diyebilir ki, Abidin Hocam, ya bu matematik bizim hayatımızı ne zaman güzelleştirdi ki şimdi güzelleştirsin…Rakamlar hiç bizden yana olmadı ki şimdi olsun derlerse.
İnan sevgili okur; hiç kızmam.
Çünkü bilirim, o yapılan matematik değil, hokus pokustur. Güzellik, matematik falan derken yine birtakım mesajlar mı veriyorsunuz diye soracak olursanız. Ne haddime efendim… Bendeniz; sizin de bildiğiniz üzere sanat hakkında kalem oynatmaya çalışan biçare bir faniyim. Bizim bildiğimiz matematik öyle mesaj falan vermeye yetmez efendim… Ayrıca memleketimizde soğuk olduğu iddia edilen yerler var. Ben yaz adamıyım efendim, sevmem öyle kış mevsimini falan…
Abidin Hocam yazıya öyle bir girdin ki, bu matematikten güzellik çıkmaz mı diyorsunuz?
Haksız sayılmazsınız, tamam bu matematikten çıkmaz ama Pisagor’un matematiğinden güzellik çıkar. Kişiye özel matematik mi olur derseniz, olur efendim bal gibi olur. İki kere ikinin kaç ettiğiyle değil de eğer o matematikle felsefe, bilim, sanat, mimari yapacaksanız, insanı, doğayı ve evreni tanımlamaya çalışacaksanız bal gibi olur.
Ne diyordu Pisagor; ey insanlık her şey sayılardan oluşur… Ona göre düşün…
Bizde düşündük efendim.
Ya her şey Matrix Filminde olduğu gibi sayılardan oluşan dijital bir simülasyonsa…
Sevgili okur, kuşa, ağaca, börtü böceğe, bulutlara, eşinize, sevgilinize, çocuğunuza dostlarınıza baktığınızda gördüğünüz şeylerin sadece sayılardan oluşarak meydana gelmiş varlıklar olduğunu bir düşünün bakalım… Düşünemediniz değil mi? Ben düşünebildim diyenler var mı? Vardır belki…
Matrix Filminden etkilenip kendini bir simülasyonun içinde varsayanlar yok mudur? Vardır tabi…Ya gerçekten bir simülasyonun içindeysek ve aslında her şey sayılardan oluşuyorsa…Roger Joseph Eber ve Peter Bradshaw gibi sinema eleştirmenleri; Matrix Filminin yönetmeni olan Lana ve Lilly Wachowski kardeşlerin filmin temel temasını oluşturan dijital kodlardan meydana gelen evrenin, felsefi arka planının Pisagor’un sayılar teorisinden esinlenilerek tasarlandığını yazmışlardı.Bundan bize ne mi diyorsunuz? Güzel kardeşim ya hakikat başka türlü bir şeyse; üstüne biraz düşünüverirsin… Fena mı olur…
Peki bu filmdeki güzellik-matematik ilişkisi ne mi diye soracak olursanız; cevap basit; bu ilişkinin önce düşünceye, sonra imgeye, sonra tasarıma ve en sonunda sinema sanatına dönüşmüş olmasıdır. İşte her şey sayıdır teorisinin doğurduğu sanat ve ondan türeyen sinemasal güzellik.
Ayrıca hiç düşündün mü? Mesela kediler ve köpekler ya da diğer canlılar dünyayı nasıl görüyorlar? Bir şeye baktıklarında bizimle aynı şeyi ve aynı renkleri mi görüyorlar? Ben nasıl gördüklerini biliyorum ama yazmayacağım. Bir zahmet onu da sen araştırıver güzel kardeşim. Biz insanların görme eşiği mesela; yılanlar gibi olsaydı, dünyayı bir termal kameranın arkasından bakıyormuş gibi görürdük. Yine gözlerimiz röntgen ışınlarını (X-ışınlarını) algılayabilecek şekilde evrilseydi, dünyayı tam anlamıyla bir röntgen filmi gibi görürdük. O zaman güzellik anlayışımız ne olurdu? Düşünmesi bile korkunç değil mi? Sayılardan, Matrix Filmine oradan yılanların görme yeteneklerine sonrasında bizimle kıyaslamaya nereden geldik diye soruyorsunuz değil mi? Biz belki de evrendeki görme, duyumsama, kavrama ve yorumlama olasılıklarından sadece trilyonda bir varlığız. Bu sonsuza yakın olasılığın bir arada var olmasının nedeni sayılardan oluşan bir gerçeklik olabilir mi?
Şimdi gelelim bana bütün bunları düşündürten ve yazdıran Pisagor’a;
MÖ 570 – MÖ 495 yılları arasında yaşamış olan ve başta Platon ve Aristo’nun felsefi düşüncesini sonrasında ise bütün batı felsefesini etkilemiş olan Sisam Adası doğumlu ve bir yüzük taşı yapımcısının oğlu olan, Aristo’ya göre ilk filozof olarak gösterilen Miletli Thales’inde öğrencisi olan Pisagor "Sayıların güzelliğiyle, hakikatin, hakikatin en saf formülünün varlığı gelir" diyerek; gördüğümüz her şeyin ve onların hem kendilerinde; hem yan, yana gelişlerinde ve bütünsel olarak kendilerini gösteriş biçimlerinde belirerek ortaya çıkan güzellik duyumsaması, aslında onlara hoşa gitme ve dolayısıyla güzel olarak algılanma olanağı veren sayıların varlığından gelmiş olduğunu göstermek istemiştir. Hocası Thales evrendeki her şeyin özünün (arkhesinin) su olduğunu iddia etmiştir. Milet Okulu’ndan olan Anaksimandros her........
