'Hava kurşun gibi ağır'
Büyük usta Nâzım Hikmet’i anarak ve hatırası önünde saygıyla eğilerek başlayalım; çünkü bugün ülkenin üzerine çöken karanlık jeopolitik ve toplumsal atmosferi, onun bu ölümsüz cümlesinden daha güzel tarif edebilecek bir saptama bulunmuyor.
Türkiye, kelimenin tam anlamıyla baştan sona bir yangın yeri.
Ancak asıl vahim olan yangının boyutu değil; yurdum insanının bu yıkımı kanıksaması,olup biteni sıradan bir gelişmeymiş gibi izlemesi...
Toplumun üzerine serpilen ölü toprağını kaldırmak ve halkı içine sürüklendiği derin uykudan uyandırmak, her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Karşımızda göz göre göre yoksullaşan bir Türkiye var.
Hayat pahalılığı yalnızca mutfaktaki yangını körüklemekle kalmıyor; doğrudan doğruya toplumsal omurgayı sarsıyor, ahlaki çürümeyi hızlandırıyor ve geleceğe dair umutsuzluğu derin bir stratejik krize dönüştürüyor.
Bir yanda ekmek kavgası, diğer yanda asgari değerlerini koruma savaşı arasında nefessiz kalan insanlar.
Sonra bir de bakıyoruz, Ankara’nın görünmez dehlizlerinde kurgulanan o tanıdık mekanizma devreye girivermiş.
İktidar, toplumsal algıyı öylesine milimetrik hesaplarla yönetiyor ki...
Ne zaman kendisini köşeye sıkıştıracak, hesap vermeyi zorunlu kılacak bir dosya açılsa, yukarıdaki el düğmeye basıyor. Birkaç saat içinde suni gündem, hakiki krizlerin üzerine şal gibi örtüveriyor.
Gelin, fotoğrafı büyütelim.
Paris İstinaf Mahkemesi, Irak petrolü konusundaki uluslararası tahkim kararına karşı Türkiye’nin yaptığı iptal başvurusunu reddetti. Bu hamleyle, Türkiye’nin sırtına yüklenen 1 milyar471 milyon dolarlık tazminat kesinleşmiş oldu.
Davanın özü şu; Türkiye'den birileri 2014-2018 yılları arasında, Irak hükümetini by-pass ederek Bölgesel Kürt Yönetimi üzerinden gayrı resmi petrol sevkiyatı yapmış.
Mesele, Bağdat açısından gayet ciddi.
Ortada milyarlarca dolarlık bir zarar var.
Sorumlusu da Türkiye! Daha doğrusu Türkiye'deki iktidar!
Tahkim, bu kararıyla Türkiye'nin uluslararası anlaşmaları ihlal ettiğini tescillenmiş........
