menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Flu TV, Felsefe, Foucault

15 0
06.12.2025

Başlık yanlış anlaşılmasın. Flu TV sevdiğim bir kanal. Konu felsefe, siyaset ve tarih olunca ''sol''u masaya yatıran ve solu usul usul eleştiren yayınlar yapıyor. Elbette, bunu daha çok ''solcu''ları konuk alarak yapıyor. İzlenmesi en nefis ve kışkırtıcı örneklerden biri Gün Zileli. Ne var ki, benim konum Ferda Keskin ile yapılan ''Foucault Postmodern mi?'' başlıklı yayın.

Bkz. https://www.youtube.com/watch?v=cFDynBaphwY

Ferda Keskin'in Foucault üzerine söylediklerine etraflıca yanıt vermek hem bu yazı açısından hem de uzmanlığım açısından güç. Bazı metinleri yeniden okumak gerek. Hocamızın Foucault konusunda çalışkan bir akademisyen olduğundan kuşkumuz yok. Ferda Keskin Hocamızın, konu Foucault olduğunda ilk çağrılması gereken kişi olduğu kanaatindeyim.

Gelgelelim, analitik felsefe geleneğinden gelen ve marksizmle iyi kötü bir geçmiş olmuş biri olarak bu yayına birtakım eleştiriler getirmek durumundayım.

Programın yürütücüsü İlker Canikligil, marksizme mesafeli fakat aydınlanmanın genel ilkeleriyle (şayet üzerinde mutabık kalabileceğimiz genel ilkeler varsa) barışık bir liberal. Bu tutumu gereği hem marksizme hem de Foucault'ya mesafeli. Zira sanırım Foucault'yu isabetli bir biçimde aydınlanma karşıtı görüyor. Bu yüzden de Foucault'nun Marks'la mesafeli olması gerektiğini düşünürken Ferda Keskin'in iki filozofun uyuştuğunu, hatta birbirilerini tamamladığı iddiası karşısında şaşırıyor. İlker Canikligil'in şaşkınlığını paylaşıyorum. Tıpkı Frankfurt Okulu filozofları gibi aydınlanma karşıtı olan Foucault'nun marksizmle ilişkisinin bu okula nazaran daha da mesafeli olduğu açık. Yine meselenin bu boyutu uzun uzadıya tartışmayı gerektiriyor. Şimdilik geçelim.

Ferda Keskin'in ''laf arasında'' değindiği birtakım meseleler konusunda, ''ukalaca'' birtakım düzeltmeler yapmaktan kendimi alamayacağım.

1) ''Filozof'' ile ''felsefeci'' ayrımı. Bu ayrım konusunda Ferda Keskin ısrarcı. Kendisinin de belirttiği üzere, bu ayrım daha çok Türkçe'ye özgü. Keskin, bu ayrımı o denli katı yapıyor ki ''filozof'' tanımı gereği ''iyi'' bir konuma erişiyor. Bu şekilde baktığımızda, ''kötü filozof'' veya ''niteliksiz filozof'' ifadelerini kullanmaya imkan kalmıyor. ''Filozof''u bu denli kutsayan tavır, felsefeyi gizemlileştiren bir yaklaşımın ürünü. Bilgi yerine bir tür ''hikmet''e, ''bilgeliğe'' yaslanan bir anlayış var. Elbette böyle bir yaklaşım da saygındır. Ne var ki, meslekten felsefecilere, ''filozof'' demek pekâlâ mümkün. Böyle diyelim ki bazı ''filozoflar''a sözcüğün gerçek anlamıyla ''kötü filozof'' diyebilelim. Herhangi bir dilde, mesleki titizlikle felsefe yapan, hele hele geçimini bu alanda akademik uğraşla sağlayan herkes, felsefelerini, yaklaşımlarını beğenelim beğenmeyelim filozoftur. Fakat bazıları kötü filozoftur. Kendisi bu ayrımı yaparken ''filozof''un sistem kurmasını şart koşuyor. Oysa, adını andığı ve uzmanı olduğu Foucault dahi felsefi........

© 12punto