menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşünsel iklimin çöküşü ve aydın sorumluluğu

13 0
saturday

An itibarıyla modern toplumlar, yalnızca kurumsal yapılarda veya ekonomik sistemlerde değil, bizzat akıl yürütme yetisinde, eleştirel düşünce kapasitesinde ve aydın sorumluluğunda derin bir kriz yaşamaktadır. Tarihsel olarak aydınlanma geleneği, bireyin dogmalardan sıyrılarak kendi aklını kullanma cesaretini (sapere aude) savunmuştur. Ancak günümüzün aşırı politikleşmiş ve kutuplaşmış düşünsel ikliminde, bu idealin yerini kapalı bilgi havuzları ve körü körüne aidiyetler almıştır.

En eğitimli, en donanımlı ve aydın olarak nitelendirilen bireyler dahi, dahil oldukları grubun mutlak doğruluğuna, ahlaki üstünlüğüne ve başarısına inanma eğilimindedir. Buna paralel olarak, karşıt grubun zayıflığını, kötülüğünü veya gayri meşruluğunu kanıtlama arzusu, bilişsel süreçleri esir almaktadır. Bireyler, kendi lehlerine olan bilgi ve yorumları en küçük bir rasyonel süzgeçten geçirmeksizin kabul ederken; aksini iddia eden olguları kategorik olarak reddetmektedir. Bu durum, sadece kurumların değil, bizzat aklın ve sorgulama melekelerinin çöküşüne işaret etmektedir.

KENDİNİ DOĞRULAYAN KEHANETLER VE YANLIŞLANABİLİRLİK KRİZİ

Günümüz kamusal söyleminde bireyler, yanlışlanamayan iddialara inanmaya ve kendi inanç sistemlerini korumak adına kendini doğrulayan kehanetlere  sarılmaktadır.

• Seçici Algı ve Doğrulama Yanlılığı: Birey, ön kabullerini destekleyen verileri büyük bir iştiha ile kabul ederken, tezini çürütecek ampirik kanıtları görmezden gelir, rasyonalize eder veya komplo teorileriyle açıklama yoluna gider.

• Dogmatik Kapalılık: Robert Merton’ın sosyolojik bağlamda tanımladığı kendini doğrulayan kehanet süreci, yanlış bir tanımın (veya inancın) davranışları etkileyerek sonunda o yanlış tanımı gerçek kılması döngüsüdür. Kutuplaşmış gruplar, karşı tarafın kötü olduğuna........

© 12punto