Yeni Koleksiyonum: İnsan Biriktirmek
Çocukluğumdan beri toplama ve biriktirme merakım vardı. Üst kattaki oturma odamızda, camlı vitrinin bana ayrılmış bir bölümü bulunurdu. Okul kitaplarımı ve biriktirdiğim şeyleri orada saklardım. Önce pul ve çizgi romanlar biriktirdim. Sonra Can Yayınları’nın kitaplarının peşine düştüm. Ardından taşlar, deniz kabukları ve ilgimi çeken türlü objeler geldi.
Aslında buna tam anlamıyla koleksiyonculuk demek doğru olmaz. Daha çok merakımın peşinden gitmekti bu. Bir şey ilgimi çeker, onu keşfetmeye başlar, sonra daha heyecan verici başka bir şeyle karşılaşınca yönümü ona çevirirdim.
Üniversiteyi bitirip çalışmaya başladıktan sonra seyahatler hayatımın önemli bir parçası oldu. Önce Türkiye’yi, ardından dünyanın farklı şehirlerini gezmeye başladım. Türkiye’de özellikle ilçelerde ve kasabalarda esnafın bulunduğu ara sokaklara girmeyi severdim. Keçeciler, bakırcılar, kilimciler, ahşap oymacılar… El emeğiyle üreten insanların dükkânlarında uzun sohbetlere dalardım.
Yurt dışına ilk çıktığımda ise ikinci el dükkânları ve bit pazarları ilgimin merkezine yerleşti. Gittiğim her şehirde ilk araştırdığım şey, bit pazarının hangi gün ve hangi semtte kurulduğu olurdu. Boş zamanlarımın büyük bölümünü bu pazarları dolaşarak geçirirdim.
Fakat asıl hikâye Moskova’da başladı
Bira sektöründe çalıştığım yıllarda akşam ziyaretlerimin önemli bir kısmı da farklı barlarda ve mekânlarda geçiyordu. Rakip ürünleri denemek, yeni tatları keşfetmek ve yeni markaları incelemek işimizin doğal bir parçasıydı. Hatta işimi sevmemin en önemli nedenlerinden biri buydu.
Zamanla gittiğim her yerden taşınabilir ikinci el eşyalar, eski objeler ve yerel el işi ürünleri toplamaya başladım. Bunun yanında yeni şişeler, etiketler, kutular, bardaklar ve bar havluları gibi mesleğimle ilgili birçok şeyi de biriktirdim.
Fakat asıl hikâye Moskova’da başladı.
Hayatımın birçok açıdan değiştiği o şehirde, hafta sonları nehir kıyısında kurulan ressamlar sokağını keşfettim. O dönemde Moskova’da doğan küçük kızım, İstanbul’da geçirdiği kalp ameliyatı nedeniyle uzun süre uçamıyordu. Ailem İstanbul’da kalırken ben işe dönmek zorunda kalmıştım. Hafta içleri iş temposu zamanı hızla geçiriyordu ama hafta sonları yalnızlık........
