Kübizm ve John Berger
Sadece belirlemiş olduğum bir konu üzerinde çalışırken değil biraz dinleneyim dediğim zamanlarda bile John Berger denemelerini karıştırıp aralarından rasgele seçtiklerimi okumayı seviyorum.
Berger, daima orijinal olmayı başarabilmiş bir düşünür ve denemelerini okumaya girişen her insanın beyninde yeni kapılar açabilen bir yazar olduğundan onun yazılarını daima çok tatmin edici bulurum.
Uzun süredir var olan bu alışkanlığım sonucunda zengin bir konu çeşitliliği bulunan Berger’in kübizme özelikle önem verdiğini anladığımdan itibaren, ben de bu koyuya ilgi duymaya başladım.
Berger hayatı boyunca “görme biçimleri” ve bakmanın ve görmenin önemi üzerine çalışmış olduğundan (Görme Biçimleri ve O Ana Adanmış adlı çalışmalarına bakınız) sanat tarihinin belki de en radikal görme biçimi devrimi olan ve farklı görme biçiminin resim sanatına yansıması olarak nitelendirebileceğimiz kübizme yoğunlaşmış olması da belki bu yüzden şaşırtıcı değil.
Berger kübizmin önemini vurgulamak için yazılarında “kübizm hareketinden” değil bir kübizm “an”ından (moment) bahseder. O “an” gerçekten çok önemlidir çünkü kübizm resimde o güne kadar hâkim olan görme ve ressamın gördüğünü tuval üzerinde canlandırma biçimini değiştirmiş ve gerçek bir devrim yapmıştır.
Konuyu biraz basitleştirerek anlatmak tehlikesini göze alarak açıklarsam, o güne kadar ressamlar gördüklerini iki boyutlu (en ve boy) olarak iki boyutlu tuvalin üzerinde çiziyorlardı. Kübist sanatçılara göre dış dünyanın nesneleri sadece göründükleri yanlarıyla değil görünmeyen yanlarıyla da ele alınmalıydılar.
Şimdi “hareketin” diyecektim ama Berger’e uyarak bunu kullanmamaya........
