menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortodoks dünyasında sessiz savaş: Fener, Moskova ve Türkiye’nin hassas dengesi

27 0
22.06.2026

İki hafta önce Moskova’da yaptığım bir dizi görüşme sırasında duyduğum bir değerlendirme beni doğrusu şaşırttı.

Konuşma Ukrayna’dan NATO’ya, Karadeniz’den enerji güvenliğine, Avrupa’nın geleceğinden Türkiye-Rusya ilişkilerine kadar uzanıyordu. Bir noktada söz Yunanistan’a geldi. Kremlin’e yakın ve Rus stratejik düşünce çevrelerinde etkili bir isim hiç tereddüt etmeden şu cümleyi kurdu:

“Bugün Avrupa’da bize en düşmanca yaklaşan ülkelerin başında Yunanistan geliyor.”

İlk bakışta şaşırtıcı gelebilir.

Sonuçta Rusya ile Yunanistan yüzyıllardır ortak Ortodoks mirası, kültürel bağlar ve tarihsel yakınlık üzerinden birbirine yakın ülkeler olarak görülür.

Ancak Moskova’nın bugünkü bakışı farklı.

Onlara göre mesele artık din değil.

Mesele jeopolitik.

Dedeağaç’taki Amerikan askeri varlığı, Ege adalarının silahlandırılması, Karadeniz’e yönelik NATO lojistik faaliyetleri, Montrö rejiminin etkisini azaltabilecek girişimler ve Ortodoks dünyasında yaşanan liderlik mücadelesi Moskova’dan bakıldığında aynı büyük stratejik tablonun parçaları olarak görülüyor.

Bu sohbet bana Batı’da ve hatta Türkiye’de yeterince konuşulmayan bir konuyu yeniden düşündürdü:

Ortodoks dünyasında yaşanan sessiz güç mücadelesi ve Türkiye’nin bu mücadelenin tam merkezindeki konumu.

Tartışılan Aslında Din Değil, Nüfuz Alanları

Bugün Ortodoks dünyasında yaşanan rekabet çoğu zaman teolojik bir anlaşmazlık gibi sunuluyor.

Gerçekte ise mesele çok daha büyük.

Bir tarafta İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi ve Patrik Bartholomeos bulunuyor.

Diğer tarafta Moskova Patrikhanesi ve Rus Ortodoks Kilisesi’nin lideri Patrik Kirill yer alıyor.

Görünürde tartışma dini otorite üzerinedir.

Gerçekte ise nüfuz, meşruiyet ve etki alanları üzerinedir.

Rusya uzun yıllardır kendisini Ortodoks dünyanın doğal merkezi olarak görüyor.

Moskova’nın “Üçüncü Roma” anlayışı yalnızca dini bir kavram değildir.

Bu düşünce Rus devlet aklının, tarih anlayışının ve dış politika kültürünün ayrılmaz parçasıdır.

Bu nedenle Ortodoks dünyasında meydana gelen her gelişme Kremlin tarafından aynı zamanda jeopolitik bir gelişme olarak okunuyor.

Ukrayna Her Şeyi Değiştirdi

Bu sessiz savaşın dönüm noktası 2019 yılında yaşandı.

Fener Rum Patrikhanesi’nin Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne bağımsızlık, yani otosefali vermesi Moskova’da adeta siyasi deprem etkisi yarattı.

Batılı ülkeler bu kararı Ukrayna’nın egemenliği ve dini özgürlüğü çerçevesinde değerlendirdi.

Rusya ise çok farklı düşündü.

Kremlin açısından Ukrayna’nın yalnızca siyasi değil, ruhani olarak da Moskova’dan kopması Rus nüfuz alanına vurulmuş ciddi bir darbeydi.

Mesele yalnızca toprak değildi.

Mesele yalnızca güvenlik değildi.

Mesele tarihsel ve kültürel etki alanlarının yeniden çizilmesiydi.

Bugün Fener ile Moskova arasındaki gerilimin temelinde de büyük ölçüde bu kırılma yatmaktadır.

Washington’ın........

© 10 Haber