menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devletler ve Şirketler İçin “Yüksek Akıl” Diye Bir Şey Var mı?

10 0
02.07.2026

Kırk yılı aşkın meslek hayatım boyunca farklı güç merkezlerinde diplomat, uluslararası kuruluş yöneticisi ve küresel şirket yöneticisi olarak karar alma süreçlerini yakından gözlemleme fırsatı buldum. Bazılarının tam içinde yer aldım.

Nerede konuşsam bana en çok sorulan sorulardan biri hep aynı oldu: “Gerçek kararları kim veriyor?” Türkiye’de ise bu soru çoğu zaman daha iddialı bir biçime dönüşüyor: “Bütün bunların arkasında bir üst akıl mı var?”

Bu soruya verilecek en kolay cevap, her şeyi komplo teorisi diye reddetmektir. Diğer kolay cevap ise dünyadaki bütün önemli gelişmelerin görünmeyen birkaç kişinin hazırladığı büyük bir planın sonucu olduğuna inanmaktır. Oysa gerçek, bu iki uç yaklaşımın arasında yer alıyor.

Jeopolitiğin Görünmeyen Cephesi

Uluslararası siyaset hiçbir zaman yalnızca açık diplomasiden ibaret olmadı. Soğuk Savaş boyunca CIA ile KGB’nin yürüttüğü örtülü operasyonlardan ekonomik yaptırımlara, enerji krizlerinden medya ve algı yönetimine kadar uzanan birçok araç, devletlerin güç mücadelesinin parçası oldu.

Bugün de yöntemler değişse de rekabet devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri Çin’in ileri teknoloji ve yarı iletken kapasitesini sınırlandırmaya çalışıyor; Çin ekonomik ve teknolojik nüfuzunu genişletiyor; Rusya yakın çevresindeki stratejik etkisini korumaya uğraşıyor; Avrupa Birliği ise enerji ve kritik teknolojilerde daha fazla stratejik özerklik arıyor.

Ekonomik yaptırımlar, ihracat kontrolleri, finansal baskılar, siber operasyonlar ve dezenformasyon kampanyaları artık büyük güç rekabetinin olağan araçlarıdır. Bunları yok saymak gerçekçi değildir.

Ancak bunlardan hareketle dünyayı tek merkezden yöneten kusursuz bir “üst akıl” bulunduğunu söylemek de aynı derecede yanıltıcıdır.

Neden Tek Bir “Üst Akıl” Yok?

Uluslararası sistem, tek kişinin ya da tek devletin yönettiği bir satranç tahtası değildir. Devletlerin yanı sıra çok uluslu şirketler, yatırım fonları, teknoloji platformları, uluslararası kuruluşlar ve giderek güçlenen sivil aktörler aynı anda karar süreçlerini etkiliyor.

Eğer kusursuz çalışan tek bir küresel akıl gerçekten var olsaydı, 2008 küresel finans krizi, Afganistan’daki devlet çöküşü, Arap Baharı’nın beklenmeyen sonuçları veya COVID-19 dönemindeki koordinasyon eksiklikleri yaşanmazdı.

Uluslararası sistemin en belirgin özelliği kusursuz planlama değil; belirsizlik, rekabet ve öngörülemezliktir.

Diplomasinin Bana Öğrettiği

Meslek hayatımın ilk yıllarında ben de devletlerin zirvesinde her ihtimali hesaplayan görünmez stratejik........

© 10 Haber