Neymiş Bu Yapısal Reformlar?
Yıllardır şunu söylüyoruz: Hukukun üstünlüğü, tarafsızlığı ve bağımsızlığı güvence altına alınmadan; kamu görevlerine atamalarda liyakat esas alınmadan; güçler ayrılığına dayalı, denge ve denetleme mekanizmaları güçlü bir demokrasi kurulmadan ekonomide kalıcı istikrar sağlanamaz.
Bunu söylediğimizde biraz da dalga geçer havayla hep aynı soru soruldu: “Neymiş bu yapısal reformlar?”
Fon krizi ve sonrasında yaşananlar, yapısal reformların ne olduğunu göstermiş olmalı.
Finansal sistem birbirinden bağımsız parçalardan oluşmuyor. Bir alanda başlayan güven kaybı, likidite sıkışıklığı veya ödeme sorunu zaman içinde başka piyasalara ve finansal kuruluşlara yayılabilir. Başlangıçta sınırlı görünen bir problem, gerekli önlemler zamanında alınmadığında daha geniş çaplı, hatta sistemik bir riske dönüşebilir.
Dolayısıyla mesele yalnızca belirli fonların bugünkü performansı ya da yatırımcının bugün parasını çekip çekememesi değil. Asıl mesele, finansal sistemin bütünüyle ilgili risklerin ne ölçüde erken tespit edilebildiği, denetlenebildiği ve kontrol altında tutulabildiğidir.
Bugün yaşananları yalnızca kısa vadeli piyasa hareketleriyle açıklamak da yeterli olmayabilir. Yıllar boyunca uygulanan ekonomi politikalarının birikmiş sonuçları, kurumların öngörülebilirliği ve hukukun tarafsızlığına ve bağımsızlığına ilişkin algı, ekonomik aktörlerin güvenini ve beklentilerini doğrudan etkiliyor.
Tam da bu nedenle........
