Fransa’da Yağmacılık ve Tüketim Toplumu
Son günlerde Fransa’da yaşanan olaylar önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bunlar 1968’deki gibi bir öğrenci ayaklanması mı, giderek artan hayat pahalılığı ve işsizlik gibi ekonomik sıkıntıların yansıması mı, yoksa toplumsal dışlanmaya karşı bir başkaldırı mı?
Düşük gelirli ailelerin üyeleri, işsiz gençler ve kendilerini toplumun dışında hissedenler, bir yandan televizyonlarda, sosyal medyada ve vitrinlerde sergilenen tüketim dünyasının içinde yaşıyor, öte yandan o dünyanın sunduğu olanaklara ulaşamıyorlar. Bu kesimlerden bazıları, öğrencilerin ya da halkın protesto gösterileri sırasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanarak mağazaları yağmalıyor, otomobilleri tahrip ediyor.
Bunun bir lümpen başkaldırısı olup olmadığı da tartışma konusu. Marx, lümpen proletaryayı düzenli üretim ilişkilerinin ve örgütlü işçi sınıfının dışında kalan, ekonomik ve toplumsal konumları istikrarsız kesimler olarak tanımlar. Bu kesimlerin ortak bir sınıf bilinci ve siyasal program geliştirmekte zorlanacağını düşünüyordu. Kuşkusuz yoksul, işsiz veya göçmen kökenli olmak, bir insanı kendiliğinden lümpen yapmaz. Aynı şekilde örgütsüz bir protestoya katılmak da lümpen proletaryaya mensup olmak anlamına gelmez. Bununla birlikte Fransa’daki bazı eylemlerde lümpen başkaldırısını andıran özellikler bulunuyor. Ortada belirgin bir siyasal liderlik, ortak bir ekonomik program veya mevcut düzenin yerine kurulması istenen yeni bir sistem........
