Moral Godot mu?
1970 başlarında seyrettiğim Genco Erkal’ın siyasal yorumu yanısıra, komik ama komik değil, trajik ama trajedi değil oluşuyla absürd tiyatronun ilk akla gelen örneği, Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı oyununda iki karakter vardır: Vladimir ve Estragon.
Beklerler.
Bir gün gelecek olan Godot’yu beklerler.
Neden beklediklerini tam bilmezler.
Godot’nun kim olduğunu tam bilmezler.
Geldiğinde ne olacağını da bilmezler.
Ama beklerler.
Oyunun en ünlü anlarından birinde biri diğerine şöyle der:
“Hadi gidelim.”
Ardından sahne notu gelir:
“Kımıldamazlar.”
Belki de modern insanın en isabetli anlatımlarından biri bu.
Gitmek isteriz.
Değişmek isteriz.
Başlamak isteriz.
Ama çoğu zaman bekleriz.
Daha iyi şartları.
Daha uygun zamanı.
Daha yüksek morali.
Daha güçlü hissedeceğimiz günü.
Sanki hayata başlamadan önce bize teslim edilmesi gereken görünmez bir “moral paketi” varmış gibi.
Yıllar geçer.
Şartlar değişir.
Sloganlar değişir.
Kahramanlar değişir.
Ve beklenen şey sürekli ertelenir.
Bugün moral........
