menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnanmanın Zorlaştığı Zamanlar

33 0
24.05.2026

Türkiye’nin bir kez daha biraz tuhaf bir döneme girdiğini düşünüyorum.

Uzun süre birçok şeyin açıkça söylenmediğinden şikâyet ettik.

İmaların, diplomatik cümlelerin, yarım ağız konuşmaların, üzeri örtülen meselelerin arasında; bir oraya bir buraya çekiştirilerek yaşadık.

İnsanlar ne düşündüğünü söylemiyor, söyleyemiyor ya da söylemek istemiyordu.

Ama mesele sadece suskunluk değildi.

Birçok insanın asıl itirazı, doğru ve dürüst olmayan şeylerin zamanla normalleşmesineydi.

Eğilip bükülen gerçeklerin, yarım doğruların, görünüşü kurtarmaya yarayan cümlelerin, herkesin bildiği ama kimsenin tam olarak konuşmadığı kabullerin giderek sistemleşmesineydi.

Bir noktadan sonra bazı yanlışlar istisna olmaktan çıktı; işleyişin sıradan bir parçası haline geldi.

İnsanlar buna itiraz etti.

Çünkü hakikatin üzerinin örtülmesinden daha yorucu olan şey, örtünün hayatın doğal bir parçası gibi kabul edilmeye başlanmasıydı.

İnsan aslında karşısındakine inanmak istiyor.

Her şeyi denetleyerek, her sözü şüpheyle karşılayarak yaşamak çok yorucu.

Güven dediğimiz şey de biraz buradan doğuyor.

Karşımızdakinin söylediği ile düşündüğünün, vaat ettiği ile yapacağının birbirine yakın olduğuna inanabilmekten.

Belki bu yüzden insanlar doğru veya dürüst olmayan şeylerin sistemleşmesine itiraz etti.

Çünkü mesele yalnızca yanlış bilgi ya da eksik açıklama değildi.

Güvenin aşınmasıydı.

İnsan her gün biraz daha fazla ihtiyatlı olmak zorunda kalıyordu.

Her cümlenin arkasında başka bir niyet aramak, her sözün altında başka bir hesap aramak zorunda kalıyordu.

Oysa dürüst hayat biraz da bunun tersidir.

İnsanların birbirlerini sürekli çözmeye çalışmak zorunda kalmadığı bir hayat.

Söylenen sözün peşinden ayrıca bir tercüman, bir denetleyici gerekmeyen bir hayat.

İnanmanın saflık........

© 10 Haber