“Lider Kültü” ile Liderde Somutlaşan “Toplumsal Talep” Arasında Kalmak
Siyasette büyük kalabalıkların bir lider etrafında toplanması çoğu zaman “lider kültü” olarak açıklanır.
Oysa tarih bunun her zaman geçerli olmadığını gösteriyor.
Bazı dönemlerde insanlar bir kişiyi değil, o kişinin temsil ettiğine inandıkları “bir hedefi, özlemi veya davayı” sahiplenirler.
Lider, bu talebin görünür hale geldiği bir simgeye dönüşür.
Peronizm bunun klasik örneklerinden biridir.
Juan Perón sürgüne gönderildiğinde hareket sona ermedi.
Çünkü lider gitmiş olsa da temsil ettiği toplumsal yükseliş ve siyasal katılım isteği yaşamaya devam ediyordu.
Türkiye’de de benzer örnekler görüldü.
Yakın tarihinde halkın siyasete doğrudan müdahale etme girişimleri de benzer bir özellik taşıyordu.
1968 gençlik hareketleri, öğrenci muhalefeti, 15-16 Haziran işçi direnişi ve başka birçok toplumsal çıkış yalnızca belirli isimlerin etrafında şekillenmedi.
Bu hareketlerin arkasında, “siyasetin nesnesi” olmaktan çıkıp “öznesi” olma isteği vardı.
Süleyman Demirel’in yasaklı yıllarında merkez sağın dağılmaması, Bülent Ecevit’in yeni bir partiyle yeniden milyonlara ulaşabilmesi, desteğin yalnızca kişisel sempatiyle açıklanamayacağını gösterdi.
İnsanlar liderleri kadar, onların temsil ettiğine inandıkları siyasal yönelimleri de takip ettiler.
Bu nedenle güçlü siyasal hareketler liderlere değil, liderlerden daha büyük “toplumsal........© 10 Haber
