Türcü anlayış aileyi koruyabilir mi?
Türcü anlayış aileyi koruyabilir mi?
Herhangi bir canlıya insan olmadığı için daha az değer veren türcü anlayış, bazı etik değerlendirmelerde ırkçılık ve cinsiyetçilikle eşdeğer tutuluyor.
Bir firmanın Anneler Günü reklamı, iktidar sahipleri tarafından adeta milli güvenlik sorunu gibi abartıldı. Reklam filminde iki annenin çocuklarını anlatır gibi süren konuşmaları bitince aslında söz edilenin kişinin köpeği olduğu anlaşılıyordu. Bunun üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, “Annelik bir iletişim kurgusu değil bir neslin ve bir geleceğin taşıyıcısıdır.” diyerek reklamı hedef gösterdi. Yeni Şafak, “Çocuk Yerine Köpek Propagandası” başlığıyla konuyu manşete taşıyıp reklamın aile kurumunu hedef aldığını ileri sürdü. Daha sonra bir AKP milletvekili yaptığı basın açıklamasında “Can dost, çocuk değil, köpek/it. Hayvansever değil köpeksever/mizantrop. Mama değil hayvan yemi/yal” söylemiyle el yükseltti.
Verilen bu sert tepkilerde muhafazakâr siyasete özgü demografik kaygıların önemli bir rolü var. Azalan doğum hızı, geç evlilik ve yalnız yaşayan nüfustaki artış gibi sosyolojik gerçekler, iktidar tarafından ülkenin ve dünyanın koşullarından bağımsız, tamamen bireysel tercihlermiş gibi değerlendiriliyor. Dolayısıyla evcil hayvan sahiplenmek, çocuk doğurmanın alternatifi gibi algılanıyor. Ayrıca köpeklerin dinsel saiklerle necis, yani pis kabul edilmesi köpekli reklam filmine duyulan öfkeyi anlaşılır kılıyor. Böylece insandan çaldığı sevgiyi hayvana verdiği savıyla hayvanseverler insan düşmanı (mizantrop) olarak yaftalanıyor. Öyle anlaşılıyor ki tek adam rejiminden beslenen feodal zihniyet, bugünün dünyasına ait olmayan değer yargılarını halka dayatarak sonuç alabileceği yanılsamasından bir türlü kopamıyor. 21. yüzyılda ülke yönetenlerin öncelikle feodalizmden modernizme evrilen tarihsel süreçte hayvanlara yüklenen anlamın değiştiğini kavraması gerekiyor. Bilindiği gibi feodal dönemde hayvanlar sosyoekonomik........
