Rafta seçenek, sandıkta dayatma
Rafta seçenek, sandıkta dayatma
Kapitalizm tüketiciye tercih özgürlüğü sunarken siyasal iktidar yurttaşın seçme hakkını daraltmaya çalışıyor.
Kapitalizmin rekabetçi piyasa anlayışı farklı markaların tüketiciyi ikna etmek için birbirleriyle yarışmaları gerektiği savına dayanıyor. Küresel şirketlerin egemen olduğu Türkiye’de tüketici tercihleri pazarlama iletişimi yöntemleri kullanılarak yönlendirilmeye çalışılıyor. Mevcut alternatifler arasından tercihte bulunan tüketici kitlesi bunu özgür iradesiyle yaptığına inanıyor. Aynı kitle, seçmen şapkası takınca da benzer duygular yaşıyor. Neoliberal düzen, günümüzde piyasa özgürlüğünü siyasal özgürlükten ayırarak otoriterleşmeye alan açtı. Bu ayrım tüketiciye sunulan seçenek bolluğunu yurttaşın daralan siyasal tercih alanını gizlemenin aracına dönüştürdü.
Fırın kuyruğunda, bankada ya da otobüs durağında sırasına sahip çıkan, dolmuşta para üstü sayan insanlar, oy kullanmayı temel yurttaşlık görevi olarak görüyor. Halkımız seçim güvenliği konusunda kuşku duysa bile yine de sandığa gidiyor. Örneğin 2023 yılında yapılan milletvekili genel seçimlerinde katılım oranı yüzde 88,92 olarak ölçülmüş.
Ülkede değişim........
