Kaba dilde boğulan hümanizm
Kaba dilde boğulan hümanizm
Bir dilin derinliğinin ve inceliklerinin yeniden keşfedilmesi için öncelikle hümanizmin önerdiği değerlere sahip çıkmak gerekiyor.
Kadim kültürlerin armağanı olan konuşulan diller, postmodern dönemde belirgin bir yozlaşma eğilimine girdi. Söylem, giderek derinliğini, inceliğini yitirdi; metaforlar artık az kullanılıyor. Tüketim kültürüne özgü siyasi ve ticari mesaj bombardımanı altında büyüyen vasatlık, dilin sığlaşmasında önemli bir role sahip. Zaten popülist liderlerin yanı sıra ticari şirketler de ürettikleri bu vasatlığın ekmeğini yiyor. Reklam ve propaganda faaliyetlerinin etki alanındaki kitle insanı, dünyayı dağarcığındaki az sayıda sözcükle algılıyor. Kavramları ya da olguları tanımlayıp anlamlandıracak yeterli sözcüğe sahip olmayan insanlar, ister istemez önyargıların ve kör inançların tutsağı oluyor. Özellikle otoriter liderler, ana dillerine karşı hoyrat davranıyor. Bugün Trump, İngilizceyi, Putin Rusçayı, Erdoğan Türkçeyi kabalaştırıyor. Kaba söylemler arttıkça dil, hem sığlaşıyor, hem de kirleniyor. İşte böyle döşeniyor faşizme giden yolun taşları …
Ülkemizde 1970’li yılların siyasi ortamına damga vuran Bülent Ecevit, şair yanının da etkisiyle Türkçeyi özenle kullanırdı. Hitabet yetkinliğiyle hem topluma, hem de partili arkadaşlarına örnek olan Ecevit,........
