Türkiye-AB geriliminde Temmuz eşiği. Erdoğan aslında ne dedi, ne yapmalı?
Türkiye-AB geriliminde Temmuz eşiği. Erdoğan aslında ne dedi, ne yapmalı?
Ankara, Türkiye’nin savaş sonrası güçlenmesini görerek Türkiye-AB ilişkilerine önleyici vuruş yapanlara karşı “Birlikte kazanabiliriz” diyor. Fotoğraf, Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın temsil ettiği 4 Mayıs Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nden. (Foto: AA)
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 4 Mayıs’ta Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile tarihi Ani Köprüsü’nün restorasyonu anlaşmasını imzalamasının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Avrupa Birliği konusundaki yeni çıkışıyla aynı güne denk getirilmesi tesadüf değildi. Ankara, Türkiye-AB ilişkilerinde artık gizlenemeyen gerilimin yeni bir aşamaya geldiğini saptıyor ve bunun aşılması isteğini somut bir adımla gösteriyor.
Erdoğan’ın Kabine toplantısı ardından Türkiye-AB ilişkileri üzerine söylediklerinden öne çıkan şu cümlelerdi:
• “Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. • “Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin darboğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler. • “Bizim temennimiz Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihî önyargılarını artık terk ederek Türkiye ile samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmalarıdır. Böyle bir ilişkinin kazananı, Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa Kıtası olacaktır.”
Gergin Türkiye-AB Soruları
Medyada Erdoğan’ın daha önce defalarca söylediği, Türk iş dünyasının da kullandığı “Daha fazla ihtiyaç” sözleri öne çıkarıldı. Oysa Erdoğan’ın bu sözleri Erivan’daki Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesi açılışı sırasında konuşan (ve artık Türkiye alerjisini saklamaya gerek duymayan) AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in 4 Mayıs sabah saatlerinde X hesabında da yayınladığı mesajıyla birlikte okunmalı. Şunları söylüyordu:
• “Burada Ermenistan’dayız ki Avrupa’nın tek, büyük ve geniş bir aile olduğunu gösterelim. Aynı çıkarlarla bağlı, aynı zorluklarla karşı karşıya. Bugün Avrupa’nın bağımsızlığının temel sütunları üzerinde çalışacağız. – Enerji. – Savunma – Ve Bağlantısallık.
Ankara doğal olarak şu soruyu soruyor: AB Komisyonu Başkanı Ermenistan veya Ukrayna Hristiyan olduğu için mi “geniş ailenin” bir parçası olarak görüyor? Devamında, Türkiye’yi aday üye olduğu halde Müslüman olduğu için mi sadece askeri gücüne ihtiyaç duyulduğunda kapısı çalınmak zorunda kalınan istenmeyen komşu mu sayıyor?
Erdoğan’ın sözlerindeki “siyasi ve tarihi önyargılar” gibi,........
