menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke Paktı nihayet Meclis’te. İşte kritik maddelerin analizi ve sorular

44 0
21.10.2026

Mekke Paktı nihayet Meclis’te. İşte kritik maddelerin analizi ve sorular

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Savunma Anlaşması taslak metni sorular ve tartışmalar altında TBMM’ye sunuldu. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Suudi Arabistan ve Pakistan ile 7 Ağustos’ta imzalanan ortak savunma anlaşması, ya da Mekke Savunma Paktı anlaşma taslağı 20 Ekim’de TBMM’ye sunuldu. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un süreci başlatmasıyla önce Dışişleri Komisyonu’nda, ardından Genel Kurul’da onaylanması gerekiyor. Anlaşmanın tam metin halinde mi yoksa 7 Ağustos’taki basın açıklamasının daha geniş bir şekli olarak mı Meclis’e gönderileceği merak konusuydu. En azından bu durum açıklık kazandı: Anlaşma 16 maddede toplanmış bir metin halinde Meclis’e geldi. Bu metinde “Şuraya şu kadar asker” bekleyenler aradıklarını bulamadılar. Çünkü her uluslararası anlaşma, Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre TBMM’nin onayına tabi. Ancak o anlaşma çerçevesinde dışarıya asker göndermek ya da kabul etmek için Anayasa’nın 92’nci maddesine göre ayrı bir oylama yapılması gereği var.

Kimin ne oy verdiği görülecek

İşte burada iktidarı rahatsız edebilecek bir ayrıntı bulunuyor. Eğer 20 milletvekili açık oylama isterse, ki kolaylıkla bulunabilir, oylama açık yapılıyor. 2003’te AK Parti hükümeti Meclis’ten Irak’ın işgali için Türkiye’ye ABD askeri konaklama izni istediğinde, tezkerenin AK Partililerin de oylarıyla reddedilmesinin bir nedeni de bu olmuştu. Yani, bu anlaşma AK Parti ve MHP oylarıyla kabul edilirse, yarın bir gün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Suudi Arabistan’ı korumak için asker gönderme kararı alırsa, milletvekilleri seçmenlerinin hangi yönde oy kullandığının farkında olacak. Muhalefet “Yüz yıl sonra Mehmetçik bu defa Suudi Arabistan’ı korumak için Yemen çöllerine gidecek” propagandası yaparken, kolay bir yük değil bu. Yeni Parti’den DEM’e, İyi Parti’den CHP’ye dek iktidarı sert muhalefet bekliyor. Peki, çoğu kişinin aklındaki soruların yanıtı ne? Yemen’deki İran destekli Husiler her gün Suudi Arabistan’a saldırırken Mekke Paktı Meclis’ten geçince Türk askeri Suudi Arabistan’ın Yemen sınırına mı dizilecek? Ya da Hindistan Pakistan’a saldırırsa, Hindistan’a savaş açmış mı sayılacağız?

Mekke’nin işleyişi NATO gibi mi?

İki sorunun yanıtı da hayır, TBMM’ye sunulan metne göre. Çünkü; 1- Saldırıya uğrayan ülkenin diğer ikisinden yardım istemesi lazım. NATO anlaşması şimdiye dek bir kez, rakamla 1 kez kullanıldı, o da Afganistan’a karşı. 2- Yardımın niteliği ve niceliği aralarındaki anlaşmayla belirlenecek ve BM Şartı’nın 51’inci maddesindeki “meşru müdafaa” sınırlarında olacak. Yani, saldırıyı püskürtecek kadar olacak; kendisi saldırı niteliği taşımayacak. 3- Yani, NATO Antlaşması’nda olduğu gibi, bir ülkeye yapılmış saldırı hepsine yapılmış sayılacak ve yardım yükümlülüğü doğacak, ama yardımın kapsamı ve niteliği birlikte belirlenecek. 4- Askeri gücün gönderilmesi ya da kabul edilmesi gerekiyorsa, bu TBMM’nin muhtemelen açık oyla onayına bağlı olacak. Yine de risk var mı? Evet, var. Pakistan’da karar mekanizmaları çok daha karmaşık. Türkiye’de AK Parti ve MHP’nin, böyle bir konuda tam kontrolü zor olsa da Meclis’te oy üstünlüğü var. Suudi Arabistan’da ise bir gözü İsrail’e, diğeri İran’a bakan, hırsı kapasitesinden yüksek Veliaht Prens’in dediği oluyor. Bunun anlamı, Mekke Paktı’ndaki fren, denge ve denetleme mekanizmalarının NATO’dakine göre daha zayıf olması.

O zaman biz bu işe neden girdik?

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın şu cümlesi konuyu özetliyor: • “Bölgenin meselelerinde bölge ülkelerinin sorumluluk üstlenmesini esas alan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, güvenliği ve dayanışmayı önceleyen ortak bir iradenin tezahürüdür.” Bölge meselelerinde bölge ülkelerinin sorumluluğu öteden beri Türkiye’nin tezidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Mustafa Kemal Atatürk döneminde, çok farklı koşullarda olmasına rağmen Balkan Paktı ve Sâdâbad Paktı gibi oluşumlar örnek verilebilir. Ama günümüz dünyasında bu tezin ABD’de Donald Trump’ın ikinci döneminde, Rusya’dan çekinen Avrupalıları NATO’ya daha çok katkı vermeye zorlamasıyla vücut bulduğu söylenebilir. 7 Ağustos’taki Mekke Paktı imzasından tam bir ay önce 7 Ağustos’ta toplanan NATO Ankara Zirvesi’nde ittifakın Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da etkisinin artmasının konuşulduğunu unutmamak gerekiyor. Keza Mekke Paktı’na Yunanistan, İsrail gibi ülkelerden gelen tepkilere karşı Trump’ın tam destek ilan ettiğini de. Neticede, biri NATO üyesi, diğeri nükleer silah sahibi, diğeri de zengin petrol ve gaz yatakları üzerinde oturan üç Müslüman ülkenin askeri-siyasi ittifakının; • Ortadoğu ve çevresindeki güvenlik mimarisini olumlu yönde değiştirmesi, • Sadece İran değil, İsrail’e karşı bir fren-denge ağırlığı oluşturması, • Sadece dış saldırılara değil, terörizme karşı da........

© yetkinreport.com