menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milletvekilliğinin İtibarı, Meclis’in Gücü ve Demokrasinin Geleceği Üzerine

17 0
01.06.2026

Milletvekilliğinin İtibarı, Meclis’in Gücü ve Demokrasinin Geleceği Üzerine

Modern demokrasilerin temel felsefesi oldukça nettir. Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir. Millet bu egemenliği seçtiği temsilciler aracılığıyla kullanır. Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin duvarında da yazdığı gibi: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” (Foto: Wikipedia)

Türkiye’de siyasetçilere yönelik en yaygın eleştirilerden biri şudur: “Milletvekilleri halktan koptu”. Bu eleştiri yeni değil. Ancak son yıllarda ekonomik baskının ağırlaşması, gelir dağılımındaki bozulma, orta sınıfın erimesi ve gençlerin gelecek kaygısının büyümesiyle birlikte çok daha görünür hale geldi.

Siyaset Gerçekten Bir Kamu Hizmeti mi?

Vatandaş artık yalnızca kendi maaşına, emekli aylığına ya da mutfak masrafına bakmıyor. Aynı zamanda kendisini yönetenlerin nasıl yaşadığına da bakıyor. Doğal olarak şu soru giderek daha yüksek sesle soruluyor: Siyaset gerçekten bir kamu hizmeti mi, yoksa zamanla ayrıcalıklı bir yaşam sınıfına mı dönüştü? Bu soru yalnızca Türkiye’ye özgü değil.

Amerika’dan Fransa’ya, İngiltere’den Almanya’ya, İtalya’dan Japonya’ya kadar birçok ülkede benzer tartışmalar yaşanıyor. Ancak Türkiye’de konu daha hassas hissediliyor. Çünkü vatandaşın günlük ekonomik gerçekliği ile siyaset kurumunun sahip olduğu imkânlar arasındaki mesafe daha görünür hale geliyor.

Fakat tartışmanın özü maaşlardan çok daha derinde yatıyor. Sorulması gereken asıl soru şu: Milletvekilleri bugün gerçekten ne kadar temsil ediyor, ne kadar etkileyebiliyor ve ne kadar denetleyebiliyor?

Millet Adına Kim Karar Veriyor?

Modern demokrasilerin temel felsefesi oldukça nettir. Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir. Millet bu egemenliği seçtiği temsilciler aracılığıyla kullanır. Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin duvarında da yazdığı gibi: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Fransa’nın Ulusal Meclisi’nde de aynı anlayış hâkimdir. Parlamentoların varlık nedeni budur. Millet adına karar vermek. Millet adına denetlemek. Millet adına devlet gücünü sınırlamak. Bu nedenle parlamentolar yalnızca yasa çıkaran kurumlar değildir. Aynı zamanda yürütmeyi denetleyen, vatandaşın sesini devlete taşıyan ve devlet gücünü dengeleyen yapılardır.

Demokratik sistemlerin kalitesi büyük ölçüde parlamentoların gücüyle ölçülür.

Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sonrası Yeni Gerçeklik

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişten sonra Türkiye’de yaygınlaşan kanaatlerden biri şu oldu: Meclis eski ağırlığını kaybetti. Parlamenter sistem döneminde bakanlar Meclis içinden çıkardı. Milletvekilleri hükümet politikalarını daha yakından etkileyebilirdi. Komisyonlar daha güçlüydü. Yürütme üzerindeki denetim daha görünürdü.

Bugün ise karar alma süreçlerinin ağırlık merkezi büyük ölçüde Cumhurbaşkanlığı ve yürütme organına kaymış durumda. Milletvekilleri artık bakan olamıyor. Bakanlar Meclis içinden çıkmıyor. Gensoru mekanizması bulunmuyor. Denetim araçları geçmişe göre daha sınırlı çalışıyor. Kanun teklifleri teknik olarak milletvekilleri tarafından verilse de, siyasi gündemin belirlenmesinde yürütmenin etkisi belirleyici olmaya devam ediyor.

Toplumun önemli bir kesiminde şu algı oluşmuş durumda: “Kararlar zaten başka yerde........

© yetkinreport.com