SEÇMENİN OYUYLA GELİP BAŞKA PARTİ SAFLARINA GEÇMEK!
Siyasette bir kavram vardır: Vefa.Bir de siyasetin temelini oluşturan başka bir kavram vardır: Seçmen iradesi.Ne yazık ki son yıllarda her ikisinin de giderek daha fazla tartışılır hale geldiğine tanık oluyoruz.Bir siyasi partinin çatısı altında seçime girip, o partinin oylarıyla belediye başkanı, milletvekili veya belediye meclis üyesi seçilenlerin, seçimden sonra başka bir siyasi partinin saflarına geçmesini doğru bulmuyorum.Daha açık söyleyeyim:Bunu seçmene karşı büyük bir saygısızlık olarak görüyorum.Çünkü seçmen sadece bir kişiye oy vermiyor.Seçmen; o kişinin temsil ettiği siyasi anlayışa, partiye, programa, kadroya ve ortaya konulan değerlere de oy veriyor.Elbette insanların siyasi düşünceleri değişebilir.Bir siyasetçi partisinden ayrılabilir.Partisiyle ciddi görüş ayrılıkları yaşayabilir.Hatta partisinden istifa ederek bağımsız kalabilir.Bunlar siyasetin doğasında vardır.Ama başka bir partinin oylarıyla seçilmişken, seçildiği makamı koruyarak rakip bir siyasi yapının saflarına geçmek başka bir meseledir.Çünkü burada yalnızca kişinin siyasi tercihi değişmiyor.Seçmenin verdiği oyun siyasi anlamı da değiştiriliyor.
OY KİMİN?Şu soruyu sormak gerekiyor:Bir belediye başkanı, milletvekili veya meclis üyesi seçildiğinde aldığı oy gerçekten sadece kendi şahsına mı aittir?Hayır.Seçmenin oyunda elbette adayın kişisel itibarı ve başarısı vardır. Ancak siyasi partinin de büyük bir ağırlığı vardır.Seçmen o kişiyi çoğu zaman bir siyasi partinin adayı olduğu için tercih eder.Nitekim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da geçtiğimiz aylarda benzer bir tartışmada, seçmenin yalnızca adaya değil, partiye de oy verdiğini belirterek, parti değiştirmek isteyen seçilmişlerin önce seçmeninin onayını alması gerektiğini savundu.İşte mesele tam da burada düğümleniyor.Seçildiğin partiden ayrılabilirsin. Ama seni o koltuğa taşıyan........
