menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasisi Olmayan Maraton!

4 0
yesterday

Bilirsiniz, “Davetsiz giden, döşeksiz oturur” veya “Davetsiz, düğüne gidilmez; yalnızca zurnacıyla davulcu, davetsiz düğüne gider.” özlü sözleri, usumuzda yer etmiştir. Bu sözler, bireysel olduğu kadar kurumsal olarak da geçerlidir. İnsan, istenmediği cemiyete gider mi? İstenmediği makama oturur mu? İstenmediği, ortamda durur mu? Birisinin istenmemesi, aynı zamanda kendisi açısından bir “onur” sorunu değil midir? İnsanlar, onurunu korumak istiyorsa istenmediği yere gitmez. İstenmediğini anladığında ise derhal oradan ayrılır. İstenmediğini anlayıp da kalanın ciddi bir “onur” kaybından söz edilmelidir. *** Bir insanın geçmişiyle ilgili haberler ortalığa saçılınca anlıyoruz: Amerikanyanın CIA'sı ve Johns Hopkins üniversitesi ile bağlantılı olduğu belirtilen İsveç merkezli İpek Yolu Enstitüsü adlı kuruluşun 2008 tarihli araştırma raporundan, açıkça Deniz Baykal'ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun önerildiğini öğrendik. Ayrıca, geçmişte bu hususu, birçok yazar ve siyasetçi de gündeme getirmiş. Yine vikiliks (wikileaks) belgelerine göre Amerikanya Dış İşleri Bakanlığının, Türkiye'de faaliyet gösteren elçiliğine ve konsolosluğuna gönderdiği yazıyla Deniz Baykal'dan memnun olmadıklarını, yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun yerleştirilmesiyle ilgili görüş istediği anlaşılmaktadır. Hem rapor, hem de yazı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun, genel başkan seçilmesinden önceki tarihlere aittir. Seçildiği 22.05.2010 tarihli Kurultay'ı izlemiş birisi olarak Kemal Kılıçdaroğlu'nu delegeler seçti, sanmıştık! Her ne kadar delegeler oy kullanmış olsalar da, başka mahfillerde karar verilmiş olduğu açıktır. Seçimlerdeki başarısızlığını saymıyorum. Anayasa değişikleri sırasındaki tutumunu hiçbir zaman benimsememiştim. Görev dönemindeki edilgen davranış ve tutumu, şimdi gündeme........

© Yeşilgiresun