menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Beyaz Giyinen Adamlar

4 0
previous day

Türkiye'de "Siyah Giyinen Adamlar" diye bilinen filmde, kostüm bir kimlik kartıydı: takım elbise, kravat, güneş gözlüğü, gizlilik ve otoritenin üniforması. Özgür Özel ve ekibinin son haftalardaki tercihi ise tam tersi bir işaret dili kuruyor: ceketsiz, kravatsız, beyaz gömlekle sahaya çıkmak. Kelime oyunu bir yana, bu ters çevirme tesadüfi değil; bir siyasetçinin üstündeki kıyafet çoğu zaman mesajdır.

Beyaz gömlek burada sadelik, "biz de sizden biriyiz" vurgusu ve belki daha da önemlisi "lekelenmemiş" bir duruş iddiası taşıyor. Bu tesadüf değil. Özel, daha önce bizzat bu imgeyi diline dolamıştı: Ekrem İmamoğlu'nun gömleğini örnek göstererek, kendi "beyaz gömlek"lerinin de kirletilemeyeceğini söylemişti. Kıyafet burada bir slogana dönüşüyor: CHP ‘ nin seçilmiş yönetimi, mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılmasına rağmen kendini "temiz", "haksızlığa uğramış" ve "sahadan kopmayan" taraf olarak konumlandırmak istiyor. Ceketin, kravatın çıkarılması; bir nevi zırhın da çıkarılması demek: "görün, işte buradayız, saklayacak bir şeyimiz yok" mesajı.

Bu görüntülerin sahnelendiği zemin sıradan değil. 21 Mayıs 2026'da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'nin 2023'teki 38. Olağan Kurultayı hakkında "mutlak butlan" kararı verdi; bu karar, Özel'in genel başkanlığını ve mevcut yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırıp, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu yeniden başa taşıdı. Parti, fiilen ikiye bölünmüş durumda: bir yanda geniş milletvekili ve delege desteğine sahip Özel kanadı, diğer yanda mahkeme kararıyla yönetime dönen Kılıçdaroğlu ve eski kadrolar.

Özel yönetimi, olağanüstü kurultay talebine yanıt alamayınca "baskın seçim" ihtimaline karşı yeni bir parti kurma hazırlığına girdi. Kulis bilgilerine göre, kuruluş için sembolik tarihler konuşuluyor: 24 Temmuz (Lozan Antlaşması'nın imza günü) ya da 20 Temmuz (1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın başlangıcı).

9 Temmuz'dan sonra ne değişir?

İBB davasının bu celsesi bittiğinde, dava kendi seyrinde devam edecek gibi görünüyor; asıl siyasi dönüm noktası temmuzun ikinci yarısında, yeni parti kuruluş dilekçesinin İçişleri Bakanlığı'na verilip verilmeyeceğinde düğümleniyor. Kurulursa, Özel kanadının planı ilk etapta az sayıda milletvekiliyle yeni yapıya geçip CHP içindeki "direnişi" de sürdürmek; yani tam bir kopuş değil, iki cepheli bir mücadele.

Bu iki takvimin üstüne bir de tutuklama/gözaltı spekülasyonu bindi. Basında "9 Temmuz sonrası" başlığıyla çıkan yazılarda, kimin gözaltına alınacağı, kimin dokunulmazlığının kaldırılacağı isim isim konuşuluyor; ama bu haberlerin kendisi de bunun net bir bilgiye değil, Ankara kaynaklı kulis söylentilerine dayandığını, boş çıkma ihtimalinin de bulunduğunu not düşüyor. Somut ve doğrulanmış olan tek gelişme, Özgür Özel ve beş milletvekili hakkında hazırlanan bir fezleke talebinin Ankara'ya gönderilmiş olması; bu, dokunulmazlığın kaldırılması sürecinin ilk adımı sayılabilir, ama başlı başına bir tutuklama garantisi değil.

Bu ayrımı........

© Yeniçağ