Türk sorunu
Bazen bir ülkenin fotoğrafını çekmek için uzun raporlara gerek kalmaz.
Tek bir cümle yeter.
Bir kürsü…
Bir mikrofon…
Ve o cümle; “Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvaya dönene kadar tavrımız net.”
Bu söz herhangi bir marjinal yapıdan gelmedi.
Devletle kavgalı bir örgütten de çıkmadı.
Kendini Türk milliyetçiliğinin merkezi olarak tanımlayan bir partinin genel başkanı söyledi.
Daha acısı?
Salonda kıyamet kopmadı!
***
Bu ülkede yıllarca “Kürt sorunu” dediler.
“Alevi sorunu” dediler.
“Demokrasi sorunu” dediler.
Ama kimse dönüp şu cümleyi kurmaya cesaret edemedi: “Asıl sorun, Türk’e sorun muamelesi yapılmasıdır.”
Bugün geldiğimiz noktada mesele terör değildir.
Mesele güvenlik değildir.
Mesele müzakere tekniği hiç değildir.
Mesele çok daha çıplaktır; bu ülkede bazı çevreler için Türk kimliği başlı başına bir problem olarak görülmektedir.
Ve daha vahimi…
Devleti yönetenler bu zihniyetle kavga etmek yerine, onu memnun etmeye çalışmaktadır(!)
Bize yıllardır aynı masal anlatılıyor: “Silahlar sussun, gerisi hallolur.”
Hayır.
Asıl tehlike silah değil.
Silahı tutan elin arkasındaki fikirdir.
O fikir ne diyor?
Türk kimliği Anayasa’dan çıksın, vatandaşlık tanımı değişsin, üniter yapı tartışılsın, devletin kuruluş felsefesi tasfiye edilsin...
Yani açık açık; “Bu devlet Türk’ün devleti........© Yeniçağ
