menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AYDINLANMA

9 0
wednesday

İnsanın kendine karşı kul hakkı olduğunu yeni öğrendim. “Günaydın Pınar.”

Bilmeyenlere de duyduğum kadarıyla anlatayım. Keza bu mantık kafama epey yattı.

İnsan, hak yememeye çalıştığı kadar hakkını yedirmemeye de çalışmalıymış.

“İnsan, kendinin hakkına girer mi?” demeyin. Bazen insan en çok kendi hakkına girer.

En çok kendine zulmeder ve en çok kendine haksız muamelede bulunur.

Suçluluk duygusunu en çok kendisine layık görür. Bazı kişilerin sorumluluğunu ve günahını,

üstüne vazife olmadığı hâlde sırtına yükler.

Kısa zaman öncesine kadar; haksızlık etmediğin, kimsenin önündeki tabağa göz dikmediğin,

Allah’ın sana nasip ettiklerini elinden geldiğince paylaştığın anda başka hiçbir şey yapmana

gerek yok diye düşünüyordum.

Hayatım boyunca kimseden karşılık beklememeye çalıştım. Çünkü karşılık beklediğin anda,

yapılan şeyin yardımdan çok alışveriş olacağını düşündüm. Ama garip bir şekilde, iyi niyetle

filizlendirdiğim yaklaşımlarımın sonunda ağır bedeller ödedim, ceza çektim.

Yaptıklarınızı hak görüp bir kere yapamadığınızda düşmanlık besleyenler mi istersiniz;

verdiklerinizi yok sayıp, söylediğiniz tek bir yanlış kelimede ya da ilk hatalı davranışınızda

sizi hayatından çıkaranlar mı?

Maddi katkıyı geçelim (helâl hoş olsun); onlar için ettiğiniz dualar nasıl yok sayılır?

Onların güzelliğine dair kurduğunuz hayaller nasıl cezalandırılır?

Eminim birçoğunuzun bu tarz şaşkınlıkları vardır.

Değer verdiklerimize emeklerimizin sonunda; üzüntü, hayal kırıklığı ve anlamlandıramama

yaşamamız normal mi? Bazı gerçekleri kabul etmek işine gelmediği için suçlu hissettirilmek

anormal değil mi? Esasında tüm bu durumlarda acı çekmemize sebep olan asıl kişi kendimiziz.

Benliğimize bunları yaşatmaya hakkımız olmadığını ne kadar geç öğrendim.

Duygularımıza ve maneviyatımıza eziyet etmenin de kul hakkı olduğunu ancak idrak ettim.

Hayatım boyunca yaşadığım duygusal terk edilmişlikleri hatırladım.

Bazı müdahalelerimin hedeflediğim amaca ulaşmadığını görmem yüzünden çektiğim acıları düşündüm.

Kendi kul hakkıma defalarca girdiğimi anladım.

Bir insana adalet nakli yapamazsın. Vicdan monte edemezsin.

Kişi ya vicdanlıdır ya değildir; ya adaletlidir ya değildir.

Bu gerçeği yok sayıp yardım istemeyene yardım etmek, soru sormayana cevap vermek büyük bir saflık.

Zaten bunu yaptığında en kısa zamanda cezanı çekiyorsun.

Hayatımdan kendiliğinden çıktığında, zamanında geçirdiğim zaman için üzüldüğüm insanların

yaşamıma hiç girmemiş olmasını dilerdim. Seninle işi bittiğini düşündüğü anda kibir topağına

dönüşüp el olan insanlar kalbimde yer etmemeliydi.

Yarım asır sürmüş olsa da bu yanlışımı fark ettiğim için şanslı hissediyorum.

Ama aynı hatayı yapma kapasitem hâlâ var. O yüzden duaya dönüştürerek bitiriyorum.

Allah’ım, bizleri kendi hakkımıza girecek kadar düşündüğümüz insanların varlığından ve

körlüğünden koru. Yaşamımızdan acı ve travmayla çıkacak insanlar hayatımıza hiç girmesin.


© Yeniçağ