menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dizileri izleyen burayı Meksika sanır!

11 0
27.02.2026

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk dizi sektörünü övdü, özetle şunları söyledi:

“Türk dizileri 170 ülkede 1 milyar insan tarafından izleniyor.

Dünyanın en çok dizi ihraç eden ülkelerinden biri olduk.

1 milyar dolar gelir elde ediyoruz.

Dizilerimizi izleyenler arasında ülkemizle ilgili ciddi bir farkındalık ve merak oluştu.

Bu nedenlerle dizi sektörünü destekleyeceğiz.

Belirlediğimiz kriterlere uyan dizilere bölüm başına 100 bin dolar karşılığı Türk lirası destek sağlayacağız.”

Bu açıklama karşısında, “Bravo bize! Sonunda başardık. Neredeyse tüm dünyaya dizilerimizi seyrettiriyoruz” demek mümkün.

Ama konuya biraz yakından eğilince işin rengi değişiyor.

Birkaç örnekle anlatayım:

Halen televizyonlarda en çok izlenenler arasında yer alan “İnci Taneleri”nde eşini öldürmekten hüküm giyip uzun yıllar cezaevinde kalan edebiyat öğretmeni Azem’in hikâyesi anlatılıyor. Tahliyesinin ardından çocuklarını arayıp bulan Azem, kızının uyuşturucu bataklığına saplandığını, oğlunun mafya üyesi olduğunu öğrenip dehşete düşüyor. Dizide mafya örgütleri arasında kanlı çatışmalar, işkenceler, adam öldürmeler ardı ardına ekrana yansıyor.

“Eşref Rüya” çok izlenen bir diğer dizi. Burada da çocuk yaşta yetim kalan ve mafya dünyasına giren Eşref’in yaşamına tanık olunuyor. Bitip tükenmeyen kavgalar, entrikalar, iktidar mücadeleleri sürekli patlayan silahlar eşliğinde izleyiciyle buluşuyor.

Gelelim “Uzak Şehir”e. Kanada’da yaşayan Alya, yanına küçük yaştaki oğlunu alarak eşinin ailesinin yaşadığı Mardin’e geliyor. Ama kısa sürede geldiğine bin pişman oluyor. Aşiret kurallarına sıkı sıkıya bağlı aile; töre, adet, gelenek deyip kurduğu ağır baskıyla genç kadını ve oğlunu canından bezdiriyor. Tabii burada da başrolde kadın ve erkek iki oyuncunun yanı sıra silahlar yer alıyor.

“Veliaht” dizisinde, bir otogarı ele geçirip yöneten Zülfikar, ağır bir hastalığa yakalanınca “tahtını” devredecek bir veliaht bulmaya çalışıyor. Bunun sonucunda aile içi güç savaşları başlıyor, ortalık fena halde karışıyor. İntikam hesapları, ateşlenen silahlar, suikast girişimleri, bin bir tezgâh ve yalan. RTÜK’ün, “Şiddeti olağanlaştırdığı, yöntem öğretici olduğu” gibi gerekçelerle diziyi yayınlayan kuruluşu cezalandırdığını da belirteyim.

“Yeraltı” dizisi bir başka âlem. Adeta, “Şiddette kimse bizim elimize su dökemez” diyor, bu alanda olimpiyat şampiyonluğuna doğru dörtnala koşuyor.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım:

Böyle dizilerle Türkiye’nin tanıtımı yapılabilir mi, ülkemize gelen turist sayısı artırılabilir mi? Birçok ülkede insanların, “Vay be! Türklere imrenmemek mümkün değil. Hemen oraya gidip onları daha yakından tanımalıyız” diye düşünmeleri sağlanabilir mi?

Yurt dışına ihraç edilen ve bundan sonra da ihraç edilmek için sıra bekleyen diziler ne yazık ki ülkemizi doğru düzgün tanıtmak bir yana adeta yerden yere vuruyor.

Şundan herkes emin olsun:

Söz konusu diziler yüzünden Türkiye’ye kimse hayranlık filan duymaz. Yapacakları tek şey bizi çetelerin, mafyanın kol gezdiği Meksika’ya benzetmek olur.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız dizilere destek vereceklerini açıklamadan önce konuyu keşke biraz daha derinlemesine değerlendirme fırsatı bulsaydı.

“Emekliler İçin Sihirli Formül!”

Bir emekli dost telefonda, “Emekli maaşlarını ve ikramiyelerini artırmanın sihirli formülünü buldum” dedi.

Merakla “Hayrola ya! Nedir o formül ” diye sorduğumda şu yanıtı verdi:

“Önceki gece bir türlü uyku tutmadı. Yatakta bir yandan öbür yana dönüp duruyordum.

İşte tam o sırada aklıma geldi.

Az daha Arşimed gibi ‘Evraka... Evreka’ (Buldum... Buldum) diye bağırarak sokağa fırlayacaktım.

Bulduğum formül şu efendim:

Milletvekili maaşları emekli maaşlarına endekslenmeli.

Bir diğer deyişle emekli 20 bin lira maaş alıyorsa milletvekili bunun 10 katı maaş almalı.

İşte o zaman milletvekilleri, benim gibi gariban emeklilerin maaşlarının yükseltilmesi için sık sık kanun çıkarırlar.

Tabii benzer bir düzenleme daha küçük ölçekli olarak emekli bayram ikramiyeleri için yapılabilir.”

Acı acı gülümseyerek, “Vallahi bravo” dedim, “Asrın buluşunu yapmışsın. Helal olsun sana!”


© Yeniçağ