menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

En son ne zaman kitap bitirdiniz?

23 0
23.08.2026

Geçenlerde bir arkadaşım, "Eskiden haftada bir kitap bitirirdim, şimdi üç sayfa okuyunca elim telefona gidiyor." dedi. Benzer bir şeyi filmlerde de yaşıyoruz. Filmi açıyoruz, daha jenerik bitmeden telefona bakıyoruz. Bir yandan filmi izliyor, bir yandan mesajlara cevap veriyor, arada sosyal medyaya giriyor, sonra da "Bu film beni hiç sarmadı" diyoruz. Filmin de kendini savunacak hâli yok tabii.

Üstelik mesele kitap okumayı ya da sinemayı artık sevmememiz değil. Birçoğumuz hâlâ kitap almak istiyoruz, hatta alıyoruz. Başucumuz okunmayı bekleyen kitaplarla doluyor. İzlemek istediğimiz filmleri listelere kaydediyoruz. Ama sıra gerçekten oturup okumaya ya da izlemeye geldiğinde birkaç dakika sonra sıkılmaya başlıyoruz.

Bence cevaplardan biri, gün boyunca beynimizi maruz bıraktığımız uyaran miktarında saklı. Sosyal medya özellikle kısa video formatıyla bize çok hızlı değişen bir dünya sunuyor. Birkaç saniyede bir görüntü değişiyor, konu değişiyor, insan değişiyor, müzik değişiyor. Bir içerik ilgimizi çekmediğinde ona tahammül etmek zorunda değiliz; parmağımızı bir kez hareket ettiriyoruz ve yenisi geliyor.

Bir süre sonra zihnimiz de bu hıza alışıyor.

Oysa kitap tam tersini istiyor. Bir karakteri tanımak, hikâyenin içine girmek, bazen ilk elli sayfa boyunca sabretmek gerekiyor. İyi bir film bile ilk üç dakikasında bizi eğlendirmek zorunda değil. Hikâyenin kurulmasına, karakterlerin gelişmesine, bazen bir sahnenin sessizliğine tahammül etmemiz gerekiyor.

Kısacası sosyal medya bize sürekli "Bir sonraki daha ilginç olabilir" derken kitap ve sinema "Biraz burada kal" diyor.

Sanırım zorlandığımız şey tam olarak bu: Bir yerde kalmak.

Üstelik telefon yalnızca dikkatimizi bölmüyor, beklentimizi de değiştiriyor. Zihnimiz........

© Yeniçağ