menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dadaloğlu ve Etkileşim

41 0
thursday

Türk ulusu için tarihin bütün dönemlerinde önemli bir yeri olan Avşarlar; Oğuz Kağan’ın, Bozoklar adı ile anılan üç büyük oğlundan Yıldız Han’ın en büyük oğlu olan Avşar’dan gelmektedir.

Büyük bir boy olan Avşarlar diğer Oğuz boyları ile birlikte Orta Asya’dan göç ederek İran, Irak, Suriye, Afganistan, Azerbaycan ve Anadolu’nun çeşitli yerlerine yayılmışlardır.

Avşarlar, Dede Korkut’ta da geçen ve Oğuzeli diye bilinen Sir-Derya bölgesinde yaşarken Türk boylarının büyük göçleri ile birlikte Horasan yoluyla Anadolu’ya gelmişlerdir. Anadolu’ya gelen Oğuz kabileleri kurdukları köylere kendi kabilelerinin adlarını vererek kimliklerini korumuşlardır. Tokat, Zile’de bulunan İğdir, Salur, Karkın gibi köyler bu Türkmen köylerindendir.

Bir zamanlar ‘köylü sözleri’ diye önemsenmeyen, ama âşığın yüreğinden kopup gelen, geleneği, yük gibi değil, görev gibi taşıyan, özenle kullandığı anasının dilini ustaca dizelerine aktarıp, bacısının gergefindeki iğne oyası benzeri renk cümbüşü içinde işleyip, sazına verdiği yanık sesi ile bezeyen âşık Dadaloğlu, çeşitli ritüellerde söylenen deyişlerle, türkülerle yüzyıllar boyu varlığını korumuş, yeri gelmiş Avşarların yürekli sesi, halkın dili olmuştur.

Kimi zaman yavuklusuna sevdasını en etkili deyişle dillendiren âşık, kimi zaman toplumdaki aksaklıkları yalın ve yansız bir tavırla dile getirmiş, kimi zaman da haksızlığa uğrayan içinde bulunduğu toplumun, deyişleriyle sözcüsü ve önderi olmuştur.

Bu işlevini yerine getirirken de, ne divan edebiyatının ağdalı dilinde söylemeye ne aruz ölçüsü gibi bize özgü olmayan bir ölçü ile dizelerini kurmaya özenmiş, ne de gazel, kaside, mesnevi gibi halk şiirine uzak biçim ve türlerde şiirlerini oluşturmuştur. O, koşma, semai, türkü, destan, deyiş çerçevesinde âşık edebiyatı türleriyle haşır neşir olmuştur.

Anadolu’nun sesi, soluğu, sözcüsü olan âşıkların önde gelenlerinden Dadaloğlu, bir yanda Çukurova’nın sesi soluğu Karacaoğlan gibi güzellere:

Oturmuş ağ gelin taşın üstüne

Taramış zülfünü kaşın üstüne

Bir selam geldi de başım üstüne

Alırım kız seni komam ellere

biçiminde nameler dizerken, bir yandan da:

Sultan hakkımızda etmiş fermanı

Ferman paişahın dağlar bizimdir

biçimindeki deyişlerinde görüldüğü gibi, bir fermanla yerinden yurdundan edilip bilmedikleri........

© Yeniçağ